11 Nisan 2018 Çarşamba

Çarşamba Notları



* Hiçbir bağım olmayan, sadece tanıdık bir kadın beni yakaladığı yerde nefes almadan çocuğunun ne kadar zeki(!),  olağanüstü(!) ve ,buraya dikkat, ne kadar ÖZEL bir çocuk olduğunu anlatmaya başladı. Bunları kanıtlamak için verdiği bir örnek üzerine "aaa benim de köpeğim öyle yapardı ama benimki pek akıllı değildi rahmetli" deyiverdim. Bi bozulur gibi oldu ama espri yaptığımı zannedip gülmeye başladı. İçimden ona "geçmiş olsun, çocuğum dahi sendromuna kapılmışsın ama üzülme geçer. Yani o değil de neden bunları bana anlatma ihtiyacı duydun ki? Bana banaaaaa!" demek geldi. Ama sustum. Ne kelimelerimi, ne de zamanımı harcamak istemedim. "Ayy ben geç kaldım!" diyerek nereye geç kaldığımı bilmeden yoluma gittim.

* Tesadüfe bak ki, aynı gün çok sevdiğim bir dostum "yaa bişe dicem hep anne olunca anlarsın derler ya, e ben oldum ama hiç bişe anlamadım!" dedi. Ona kocaman sarıldım. "İyi ki varsın yaaa ve de gerçeksin buna inanabiliyo musun!" dedim. Benim aşırı coşkulu sevgi gösterim karşısında azıcık korktu. Ne de olsa beklenmedik bir durum, o da haklı. Yukarıda anlattığım çocuğum dahi sendromuna kapılmış tipe maruz kalmasaydım bu kadar coşkulu tepki verir miydim bilmiyorum. Olsun, gerçek insanların kıymetini bildim böylece.

* Sicilya dolaylarında mafyanın "omerta" diye bir suskunluk yasası vardır. Kısaca "bir suçu bilip susmak" anlamına gelen "omerta"ya uymamanın cezası mutlak ölümdür. Peki kendimizle ilgili bariz bir gerçeği bilip de sessiz kalabilir miyiz? Sanki içimizde de bir omerta uygulanıyormuşçasına kendimizi öldürmekten korktuğumuz için mi susuyoruz bazen? Kendimize verdiğimiz onca sözü tut(a)mazken kendimizle bu derece bir işbirliği içinde olabilir miyiz?.. Sanırım ve maalesef mümkün.

* Bundan 4 yıl önce bir deftere yazdığım "kendime notlar"ımı okudum. 4 yıl önceki ben, bana kendince akıllar vermiş bir de bazı şeyler istemiş. Onun gözünden şimdiye bakarsak, ben ödevini yap(a)mamış ve hatta elindeki projeyi batırmış bir haldeyim. Onun adına kendime çok kızdım. Biraz da hırpaladım. Sonra ikimizin de sevdiği bir şarkı açtım. Üst üste hem ondan, hem kendimden özür dilerken aklıma Karl Marx'ın "tarihte her ne olmuşsa başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur" sözü geldi. Sanırım yakın bir zamanda okuduğum kitapta geçiyordu. Neyse, tam yeri ve tam zamanıymış. Çok rahatladım. Evet yaa, demek ki o zaman öyleymiş şimdi de böyle. Bu kadar kolaymış yahu!

* Bir İsveç atasözü der ki: soğuk hava yoktur, uygunsuz kıyafet vardır. Ben de diyorum ki batmış proje yoktur, yanlış proje vardır :)

* Ve son olarak, bulutlara uçmak sadece yanında paraşüt varsa güzeldir diyerek kendime kakuleli ve bol köpüklü bir kahve yapmaya gidiyorum!..


2 yorum:

  1. Omerta diye bilgisayar oyunu da var sanırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet ben de duydum, zamanında pek de popülermiş

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...