5 Mart 2018 Pazartesi

Pazartesi Notları

* Elime tesadüfen geçen eski bir fotoğrafa bakarken "ahh ne de güzelmiş" demek üzereydim ki durdum. Masumiyet Müzesi'nin ilk cümlesi geliverdi aklıma: "Hayatımın en mutlu anıymış; bilmiyordum." Ben de nerdeyse o tuzağa düşmek üzereydim. Sonra oturdum düşündüm azıcık. Hayır hiç de çok süper falan değildi. Burdan bakınca iyiy-miş gibi göründüğü kesin çünkü o zaman acaba sonu ne olacak diye hayıflandığım konuların sonu buradan net görünüyor. Yani özetle, seni yendim nostalji!

* Üç tüp kan verdikten sonra bekleme salondaki rahatsız koltuğa oturuyorum. Ateşim var, biraz da halsizim. Off çekiyorum içimden. Ne gerek vardı şimdi hastalanmaya! Ne de güzel programlar yapmıştım.. Acaba sonuç ne çıkacak.. Ayy ne saçma off poff derken bir adam yaklaştı danışmaya. DNA testi yaptıracakmış. Panik halinde sorular sordu. Sonuçları en erken ne zaman alabileceği ısrarla istedi. Ben de hiç işim yokmuş gibi (ki yoktu zaten) kulağımı kabartıp dinledim. İleri bir tarih söylenince adam "bakın ben o kadar bekleyemem daha hızlı öğrenmem lazım" demişti ki telefonum çaldı. Sağlık durumumu merak eden arkadaşıma "benim hiçbir şeyim yok,üç gün dinlenirim geçer bu bir şey değil ki" dedim. Halbuki 10 dakika önce arasa belki de drama yapıcaktım. Bir de utanmadan ekleyecektim "neden ben nedennnn!"

* Eğer hiçbir şey yapmazsan hata da yapmazsın. Peki bu durum zaten kendi halinde kocaman bir hata olmaz mı?.. Düşündüm, hesapladım. Evet karar veremediğim için hiçbir şey yapmamak daha mantıklıy-mış gibi geliyordu. Ama o zaman hani o hep dediğim "yapmadıklarımdan değil yaptıklarımdan pişman olmayı tercih ederim" sözü nolucak?.. Çok da severim kendisini. "Yok yok onu yüzüstü bırakamam" dedim ve karar vermeye karar verdim. Sonra baktım hazır değilim. E madem karar veremiyorum o zaman ben de kendime zaman veririm diyerek noktalı virgülü koydum. Hayırlısı..

* Taslaklarla aram hiçbir zaman iyi olmadı. Ortaokulda hakiki dolma kalemlerle yazılan dönem ödevlerinde bile müsvedde kullanmadım. (bkz. 90larda çocuk olmak) Hep direkt yazmaya giriştim. Bu sadece yazıp çizme ya da iş hayatında geçerli bir durum değil. Ben hazırlığı kendisinden daha fazla zaman ve emek alan şeylere karşıyım. Zeytinyağlı sarma mesela, hani o kalem gibi olanlar.. Sar sar bitmez iki saat, ama sonra yemesi 5 dakika. Olacak iş mi bu! Zinhar olmaz karşıyım!.. Bana şey gibi geliyor; hani sanki büyük bir maratona katılıcam da start çizgisinde ısınma hareketleri yapıp hazırlanmaya çalışmaktan bir türlü yarışa başlayamamak gibi. Biliyorum çok kişisel bir şey. Kimisi iyice hazırlanmadan rahat edemez. Ben de direkt içine dalmayınca huylanıyorum işte. Bunları niye anlattığımı unutmam da ayrı konu ya neyse :)

* Sosyal medya hesaplarımı kapatalı 1 yıl olmuş. Hiç özlememişim. Ne tuhaf.. Özlerim sanmışım demek. Geçenlerde bu konuda bana sorular soran arkadaşım da nasıl öz eleştiri yaptığını anlatıyordu. "bir baktım ki meğer bazı şeyleri göstermek o şeyleri yapmaktan daha önemliymiş benim için" dedi. Ve ona bu konuda tavsiyem var mı diye sordu. Dedim ki "öncelikle ne haddime tavsiye falan zinhar vermem gelme üstüme!" ve ekledim "ancak bir soru bırakırım sana sanki post-it yazıp yapıştırmışım gibi telefonuna: şu an paylaşacağın karede her ne yaptıysan/yaşadıysan, kimseye göstermeyecek olsan yine de yapar mıydın?.. "Çok zor yerden sordun" dedi. "Cevabı söylemek zorunda değilsin" dedim. Çünkü bazen bir soru o kadar güçlüdür ki cevaplanmasa bile yüz bin milyon cevapçık kadar etki eder.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...