6 Temmuz 2017 Perşembe

Ruhlar Alemi vs. 3 Boyut


Boğaziçi işletmenin son senesinde okulu birazcık erken bitirebilmek için alttan üstten dersler aldığım, bir yandan da bir ilaç firmasında tam zamanlı pazarlama stajyeri olarak çalıştığım bi dönemdi.

Hayatımda bu kadar çok şeyi bir arada yaptığımı hatırlamıyorum. Belki de gençliğin ya da o meşhur deli akan kanın sayesinde mi bilmem, bir de üzerine her gece bir program bir sosyal kelebek modu.. Ve ertesi sabah 6'da müthiş bir enerjiyle uyandığım o güzel günler..

Tam finallere yaklaştığım dönemde biraz sıkıştım. Ofiste bana o zaman biraz fazla karışık gelen bir raporlama işi yaparken excel kilitlendi. Ben de kendimi plazanın en alt katındaki alışveriş merkezine attım. Starbucks'tan bi kahve alıp kitapçıya girdim. Rafların arasında boş boş dolanırken aklıma bir şey geldi. Gözlerimi kapatıp öyle yürümeye başladım. Ve gözlerimi açtığımda karşıma çıkan ilk kitabı almaya karar verdim. Kahvemi dökmeden ve bir yerlere çarpmamaya çalışarak birazcık yürüdükten sonra derin bi nefes aldım "lütfen şu an neye ihtiyacım varsa o çıksın karşıma" diye geçirdim içimden. Gözlerimi açtım ve karşımda Osho'nun Farkındalık kitabı çıktı. 

Kitabı elime aldım. şöyle bir karıştırdım. İçi dışı çok sıkıcı görünüyordu. Acaba deneyi tekrarlasam mı diye bi düşündüm. Sonra hemen vazgeçtim. Olmaz! Ben onu çağırdıysam en azından alıp okuyup öyle karar vermeliyim dedim.

Ve sonra anladım ki o içi dışı sıkıcı görünen kitap meğer gerçekten tam da ihtiyacım olan şeymiş!.. İşte böyle oldu spiritüel dünyaya ilk adım. Sonra da diğer kitaplar, eğitimler, paylaşımlar geldi. Okudukça, öğrendikçe, paylaştıkça karşıma hep daha çok öğreneceğim, paylaşacağım ortamlar ve kişiler çıkmaya başladı. Bazen de aynen ilk kitabı elime aldığım gibi sıkıcı görünen şeyler.. Ama kendime hep "bir şans ver" demeyi unutmadım. 

Spiritüel/Ruhsal konulara oldum olası "pragmatik" bakış açısıyla yaklaştım. Ve şüpheci tarafımı da asla yanımdan ayırmadım. Sürekli sorguladım. Verilen bilgiyi olduğu gibi kabul etmedim. Bu sayede bana gerçekten yararı olabilecek bilgiye daha kolay yoldan ulaştım. 

Çok fazla saçma sapan durumla da karşılaştım. kendini peygamber zannedenler, egosuz-muş gibi davrananlar, çaktırmadan ilahlığını ilan edenler, 3. gözünün açıldığını iddia edenler, kendini "aşmış" zannedip "ben ve diğerleri" gezegeninde yaşayanlar ve daha neler.. En kötüsü de iki kursa gidip işi ticarete dökenler..

Maalesef bu tarz kötü örnekler zaman zaman fayda sağladığı sistemden bile soğutuyor insanı. İşte böyle durumlarda hep kendime sorduğum iki soru oldu: 1) Bunun bana gerçekten faydası var mı? 2) Bunun bana bir zararı var mı?.. Her şeyi bir yana bırakıp bu iki soruyu cevapladığımda zaten kararımı çoktan vermiş oluyordum durumla ilgili.

Bu dünyayla tanışmama vesile olan Osho mesela.. Adamın yıllar içinde geçirdiği değişim inanılmaz. Otobiyografisini yazdığı Provokatör Mistik kitabında ve diğer kitaplarında maddeye önem vermeyen bir adam olduğunu görüyoruz. Öte yandan yaşlılık döneminde üstünde saçma sapan parlak giysiler, işlemeli taht üstünde oturup padişahlar gibi hayat sürmesi mesela.. Rolls Royce düşkünü olması..Bunların hepsi insanı soğutuyor. Ama sonra düşünüyorum da bu o adamın hikayesi. Onun da kendi sınavları kendi aşamadığı noktalar olabilir. Ve bunların hiçbiri benim o kitaptan aldığım faydayı değiştirmez ki..

Geçtiğimiz günlerde blog sayfasını severek takip ettiğim Michael Sikkofield'ın "Tasavvuf ve Tarikatlerden Tek Dünya Dinine" başlıklı yazısını okuduktan sonra bu konuda bir şeyler yazmak istedim. Michael özetle, yeni dünya düzeninde spiritüelliğin tüm eski dinleri yok ederek tek din konumuna getirilmek istendiğini savunuyor. Başta komplo teorisi gibi gelse de okudukça ve parçaları birleştirdikçe her şey çok mantıklı görünüyor. Gerçi Michael spiritüelliği, tasavvufu ve bunlarla ilgili her şeyi bir güzel gömüyor sağolsun :) Olsun, her yazdığına tamamen katılmasam da yine de genç bir beynin bu kadar derin konuları araştırıp ortaya koyarak cömertçe paylaşmasını takdir ediyorum.

Spiritüellik/ruhsallık kötü emellere alet edilmiş olabilir. Art niyetli insanların elinde ticari amaçlı oyuncağa dönüştürülmüş olabilir. Egoları yok edicez diye insanlara ego pompalamış olabilir.. Hepsi mümkün. 

Ancak ne olursa olsun, bunların hiçbiri olayın özünü kirletemez diye düşünüyorum. Evet ortalık biraz çöplük gibi oldu. Herkes guru, herkes koç, herkes aydınlanmış öğretmen.. Yine de doğru kişilere, doğru kaynaklara ulaşma şansımız var. Yeter ki aklımızı kullanalım, kafamızdaki filtreleri hazır bulunduralım. Hemen her şeyi kabul etmeyelim.

Bir de 3 boyutlu maddesel dünyada yaşadığımızı unutmayalım. Buraya insan olmayı deneyimlemek için geldiğimizi de.. Ruhlar aleminde yaşamıyoruz en nihayetinde. 

Klima mesela.. Muhteşem bir icat. Buharlaşmanı ve eriyip kaybolmanı engelliyor. İcat edene, üretene, satana, gelip monte edene hepsine eyvallah.. Ama o kadar. Daha fazlası değil. Bilmem anlatabildim mi?..

Özetle, o kadar da şey etmemek lazım genç :)

4 yorum:

  1. spiritüelliği de severim oşoyu da. e biraz moda ama olsun yine de iyi bişi :)

    YanıtlaSil
  2. Merhabaa :)
    Deeptone sayesinde keşfettim blogunu, yazıları çok beğendim ^-^
    Ben de beklerim kendi bloguma :)
    https://gulmekicinagla.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim güzel yorumun için :)
      ben de sayfana gelicem mutlaka

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...