31 Temmuz 2017 Pazartesi

Pazartesi Notları






















* Son yıllarda aşırı dozda maruz kaldığımız "her şey içimizde", "güç sende" tarzı enjeksiyonların bir saatlik yağmur/dolu karışımı karşısında bi anda tedavülden kalkması.. Ve bu sayede hayatımda ilk defa "tedavülden kalkmak" tanımını kullanmam mesela.. Çok şey elimizde, ama her şey değil. Para çok şeydir ama her şey değildir gibisinden..

* Hadi gezegeni, doğayı falan geçtim birey olarak sana odaklandım diyelim. Yıl 2017 ve sen hala içinde gezdiğin vücudun sırrını çözmüş değilsin. Kendince bi çırpınıyorsun şimdi hakkını yemeyelim. Alkali beslenmeler, şimdilerde moda olan ikinci beyin bağırsak üzerinden şifalanmalar, düzenli egzersiz, az karbonhidrat falan filan. Yine de geçen bir hafta boyunca temiz sonucunu alana kadar "kanser miyim değil miyim" kafasını kim yaşadı ben mi?.. Ne kadar ufacık, küçücük, bir o kadar da etkisiz elemansın. Tamam tamam sen de haklısın. Çok şey sende başlayıp sende bitiyor. Lakin her şey değil. Bırak biraz, belki birazdan çok..

* Bırakmak demişken.. Onun da mı modası var diye şaşırma, var elbet. Hele ki bir "akışına bırakmak" modeli var herkesin üstünde.. Yakışan yakışmayan giyiyor durduramıyoruz efendim!.. Ahh bir de doğrusunu giyseler. Bir kere o "akışına bırakmak" haute couture  yani kişiye özel tasarımdır. Birinin akışı diğerine değmez, ötekinin bırakması berikinin kalmasına tekabül eder. Ayrıca "bırakabilmek" için öncelikle ortada bırakılacak bir şey olması gerekir. Misal, sınava çalışırsın bin sayfa okursun, tekrar edersin ve sonra dersin ki "ben üzerime düşeni yaptım, çalıştım, hazırlandım gerisini de akışa bıraktım".. Öyle haybeye akışına bırakmakla olmuyor bu işler. Özetle, git önce üzerine bırakıcak rahat bişiler al!

* Bırakmak demişken.. Bir şey rica edicem. Kendinle konuşma diline bi dikkat edebilir misin?.. En azından bi 24 saat gözlemlesen ne demeye çalıştığımı anlayacaksın. Etrafta kimseler yokken, kendi kendine hangi kelimelerle konuşuyosun? İçerden dışardan fark etmez. Nasıl cümleler kuruyosun?.. Peki başkalarıyla da böyle mi konuşuyosun? Bi izle gel gerisini sonra söylerim.

* Hani zehirle ilaç arasındaki tek fark dozaj meselesidir ya.. Aslında çok şey için geçerli bu durum. İyilik sandığın, "aslında" iyi niyetinle giriştiğin ama farkında olmadan haddini aştığın noktalar.. Doz aşımı bazen eşittir had aşımı dikkat!

* Sanki öyle bi dönemden geçiyoruz ki.. İlahi adalet çok hızlı çalışıyor. Yetmiyor dev ekranlarda "bak bak neler oldu az sonraaa" şeklinde gösterimler yapıyor. Dizi gibi izliyoruz ailecek size hayranız efendim! 

* Ve son olarak.. Bugün beni rahatsız eden bir konuda iki cilt kitap yazacak kadar derin derin konuşup sonunda hiçbir yere varamadıktan sonra kulağıma fısıldadı: Korkmasaydın ne yapardın?.. Ben cevap veremedim. Aslında içimde hemen bi cevap oluşuverdi. Ama cesaret edip dudaklarımdan çıkamadı. Peki sen.. korkmasaydın ne yapardın?..


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...