11 Haziran 2017 Pazar

Pazar Notları


* "Gecenin İkna Gücü" diye bir şey var.. Yastığa başını koymadan az evvel kesin karar verdiğin şey sabah uyandığında uçup gitmiş oluyor mesela. Nasıl da gaza gelmiştin di mi.. Peki o zaman sabah uyandığında o yumuş yumuş halin nedir ki?.. İşte bunlar hep gece, hem üstüne uyumak.. Başka bi boyuta gidip ikna olup gönderilmek.. Ve, bunların hepsi güzel şeyler. Hangi gazdan hayır gelmiş ki zaten?..

* Geçen gün hoşlandığı kıza mesaj atmak isteyen bi arkadaşıma "ne yazarsan ya da aman sakın emoji kullanma!" derken yakaladım kendimi. Ben emoji kullanıyorum ve hatta seviyorum. Peki neden böyle bi ayrımcılık yapıyorum ki?..Bilemedim. Meğer ben ne ayrımcı bi insanmışım! Kınıyorum kendimi şu an.. Ama yine de erkekte emojiye hayır diyor bi tarafım ısrarla. Hay bin kunduz!

* Bu aralar monotonluk seviyorum. Biraz komik olucak ama monotonluk hayatıma renk katıyor diyebilirim. Sporda bile.. Öyle eğlenceli zıplamalı grup derslerinden uzak duruyorum. 50 dakika düz kardiyo yapıyorum bi süredir. Başlangıç belli bitiş belli akış belli.. Hatta dinlediğim şarkılar da öyle. Evde de mesela gündelik işler yapmak.. Özellikle Tshirt ütülemek favorim.. Ütü masası açılır, ütü fişe takılır, sıcak olmasın diye pencere açılır, ve bir yandan da çok kafa yormayacak bir video açıldıktan sonra ütüye başlanır. Sanırım buharın etkisinden olacak, ütü yaptıktan sonra içimde bir huzur bir mutluluk bir derin nefes alma halleri.. 

* Spor demişken, bu konuda en dikkat ettiğim şey Teyze Saatine yakalanmadan erkenden sporu halletmek. Çocukları, kocayı evden yolladıktan sonra spor salonuna doluşan teyzeler bütün havayı bi anda değiştiriyor. İltifat ederken laf sokanı mı dersin, oğluyla tanıştırmak için ısrar eden mi.. İşte bunlar hep tehlike hep! Bu yüzden sabah 9'u geçirmemek şart!

* Evde, dolapta, çekmecede hiçbir yerde fazladan gereksiz tek bir eşya bile bulundurmam. Düzenli olarak temizlerim ayıklarım. Ama bazen 6 ay önce attığım bir şey geliyor aklıma lazım oluyor ya işte o an böyle bi tuhaf oluyorum. "Yani ne gerek vardı ki öyle her şeyi atmaya" derken bi anda o şeyin 6 aydan uzun bi zamandır aklıma bile gelmediğini fark ediyorum ve "olsun ya doğru karar vermişim" diyorum. Ama yine de kendime not: bundan sonra atmadan önce 2 kere düşünücem evet.

* Geçen hafta bi gün okuldan çıktım. Teşvikiye'den yürümeye başladım. Tam Beşiktaş çarşıya ulaştım ki bi baktım telefonu okulda unutmuşum!.. Nasılsa sabah yine okula gidicem diye dönüp almaya üşendim. Akşam da bi arkadaşımla Bebek'te buluşacaktık. Benimle yürüyen arkadaşımın telefonunu alıp o buluşacağım arkadaşımın iş telefonunu buldum internetten. Sonra aradım ama yerinde yoktu. Ofisteki başka bi arkadaşından "Raselin seni Bebek Parkı'nda bekleyecek" diye bir mesaj atmasını rica ettim. 6 gibi parktaydım. Dolandım belki erken gelmiştir diye ama yok. Bi ağacın altına oturdum. Sonra sahil tarafını dolandım. Saatim de olmadığı için arada iskeleye gidip ordan saati kontrol ettim. Saat 7 buçuk oldu ne gelen var ne giden!.. Çok dakiktir kesin bişe oldu bana haber veremedi diye düşünmeye başladım. Annem ve babam dışında hiçbir numarayı da ezbere bilmiyorum. Kardeşimin de telefonu geçen sene değişti ondan bilmiyorum. Ama ona bu sene içinde mobilden para transferi yapmıştım telefon numarasını girerek. Bunun üstüne çalıştım. Konsantre oldum. Rakamlar uçuştu ve yarım saat içinde numarayı buldum! Hemen bi cafeye girip garsondan telefonunu rica ettim ve kardeşimi aradım. Buluşacağım arkadaşımın numarasını aldım ve arkadaşımı aradım. Meğer o da 2 saattir Bebek'teymiş. Aynı filmlerdeki gibi aynı yerlerde dönüp durmuşuz ama birbirimizi bulamamışız! Skandal! Neyse bu iyi bir ders oldu: 1) Tüm yakınlarımın telefon numaralarını bi kağıda yazıp cüzdanıma koydum. Fotoğrafını çekip mailime de attım ne olur ne olmaz. 2) Bundan sonra böyle bişe olursa kesin adres göstericem cafe, starbucks falan. Bebek Parkı nedir yaa dön dolaş 2 saat arkadaşınla karşılaşma!

* Ders çıkışı bi akşam arkadaşlarla toplandık. Yemek, kahve, sohbet falan derken 11 gibi kalktık. Bi baktım anahtarım yok. Ama eve de girmek zorundayım ertesi gün okul için hazırlık falan filan.. Apartman görevlimizden rica ettim bi çilingir çağırdık. Kapının kilidi de ne kadar sağlamsa artık tüm yöntemleri denedikten 45 dakika sonra ancak kapıyı matkapla delerek eve girebildik. Anahtarı evde unuttuğum için kendime sözler döşenirken bi an durdum "hayır yaa kendime yüklenmicem buradaki ders ne ona bakalım" dedim. Muhtemelen çanta değiştirirken arada kaynadı anahtarım. Sonraki gün hemen gidip 5 tane yedek anahtar yaptırdım. Tüm çantalarıma, cüzdanıma ve hatta spor çantama da bi yedek koydum. Şıngır şıngır geziyorum şimdi. Çünkü normalde taşıdığım anahtar, o çantaya ait yedek anahtar ve cüzdanımdaki anahtar derken üstümde hep en az 3 takımla dolaşıyorum. Ama o şıngır şıngır sesleri her duyduğumda bi huzur bi güven.. nasıl bi evdeymiş hissi geliyor anlatamam..

* Bir de spordan önce ve sonra zamansızlıktan hiçbir şey yiyemeyip aç kalma tecrübelerimden sonra kendime bundan da bi ders çıkarmayı görev bilerek sürekli çantamda fındık fıstık ve türevlerini taşımak gibi bir huy edindim.  Yani telefon listem, şıngır şıngır anahtarlarım ve bilimum fındık fıstıklarımla adeta yenilmez durdurulamaz bir She - Ra gücündeyim. Çok şükür tüm aldığım derslere!



4 yorum:

  1. Yine bir solukta okudum:) Okul mu; hangi okul bu arada? Yine epey güzel şeyler yapıyorsun yahu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakın bi zamanda Koçluk Okuluna gittim Mervecim, sertifikamı da aldım :) Okul da biliyosundur kesin: Adler :)

      Sil
    2. Aaa çok sevimdim; tebrik ederim! :) Ben de istiyorum, araştırıyorum benzer şeyler... Sana danışabilirim değil mi?

      Sil
    3. tabii ki seve seve!.. bana bi mail atar mısın telefon numaralarımızı alalım ordan :) raselinturhan@gmail.com

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...