26 Haziran 2017 Pazartesi

Gluten, Makarna, idiot Kediler ve Diğerleri



Uzun zamandır et yemiyorum. Bilinçli bi tercih değil benimki, zaten bıraksan elimi sürmem muhtemelen. Ama o içimdeki "ya doktorun dediği gibi gerekten idiot olursam(!)" korkusuyla ittire ittire "hadi aç ağzını bak uçak geliyoooo" yapmacıklığıyla kendime yedirdiğim oluyor arada. Tanrı'ya sorulacak ilk sorumun "et gerçekten yenmeli mi?" olması da tesadüf değil tabii. 

Neyse, ben de market alışverişi yaparken az kıyma aldım. Hesapta kıymalı yoğurtlu anne makarnası yapıp o kıymacıklarla vücuda protein yüklemek vardı. Anne makarnası dediysem de yanlış anlaşılmasın annemin hayatta bir kere kıymalı makarna yapmışlığı yoktur. Hatta annemin menüsünde makarnaya yer yoktur. Bizim evde makarna baba yemeğidir. Ama canım babamın da yaptığı makarnaların tümü anlık doğaçlama olduğundan ve hiçbirinin tekrarı yapılmadığından o da menüde yer edememiştir yıllarca. Bir cafenin menüsünde anne makarnası yazıyodu kıymalı makarna için, ondan aklımda öyle kalmış sanırım. Güzel de yakışmış menüye bence.

Ne diyodum..Kıymayı aldım marketten, e o zaman bi de makarna seçmek lazım. Penne, tagliatelle, kelebek, kıvır kıvır.. Ayy ne zor şeymiş bu makarna seçmek derken sonunda tipini en beğendiğim makarnayı attım sepete. Tam makarna rafından sola dönüp son hızla boş kasayı hedeflemişken bir de ne göreyim! Glutensiz ürünler bölümünde dizi dizi makarnalar. Zar zor seçtiğim makarna paketini geri bırakıp acaba glutensiz mi alsam diye bi düşündüm. Ama o az önceki kararsızlığını bi kere daha yaşamayı göze alamadım. İşin içine 11 kat daha fazla para ödemek de girince yok dedim, zaten abartmayalım sağlıklı beslenmeyi. Neydi bugünün hedefi? Kıymacıkları yüklenmek!

Yönetim kurulu toplantısında yılın en stratejik kararını almış havalarda yaklaştım kasaya. Boş kasayı kapmak için son hızla sepeti sürüp 5 santim kala yavaşlamamışım gibi.. Neyse, aldıklarımı poşetleyip kulağımda "Canımsın Sen" eve doğru yürümeye başladım.

Ellerimi yıkayıp pötikareli mutfak önlüğümü üzerime geçirdim. Jazz Radio'dan Paris Cafe kanalını açtıktan sonra makarnaları suya attım. Bir yandan da anne makarnamın kıymalı sosunu hazırlamaya koyuldum. Kıymayı tavada kavururken "şimdi ben kendi kendimin annesi mi oluyorum sayılır?" diye bi düşündüm. Sonra "yok yok kendim kendimin çocuğu da olabilirim" diye karar değiştirdim. Azıcık sıvıyağ, domates, karabiber ve bi çimdik tuz ekledim. Salça konusunda kararsız kaldım ama son dakika bi kaşık da organik domates salçamdan koyuverdim.

Makarnayı süzdüm, üzerine kıymalı sosu ekleyip azıcık da birlikte çevirdim. Sonra tabağa aldım, üzerine çırpılmış yoğurt, az pul biber ve maydanoz ekledim. Tam anlamıyla mükemmel bi tablo! Adeta görsel bi şölen! Keşke dergi çekimi ayarlasaydım tühh diyerek oturdum masaya. 

İlk çatalı ağzıma almamla birlikte "hay bin kunduz!" dedim içimden. Ama kendime itiraf edemediğim için aynen yemeği beğenmeyip yiyen sunucular gibi zorla yuttum. Bu makarnanın bi sorunu var ve apaçık ortada! O kıymayı eklemicektimmm!..

Halbuki her şey ne kadar da güzel başlamıştı. Evde de kimse yok bugün. Peki kim yiyecek o kadar makarnayı? Acaba kıymaları ayıklayıp ben mi yesem? Hayır olmaz kokusu sinmiştir bişe değişmez ki. Offf ne gerek vardı o kadar fazla yapacak hay allahım yaa!..

Derken aklıma kediler geldi! Bayılırlar ki kıymaya!.. Ama bi saniye kediler hamurişi yer mi? Sanmam. Hem de glutenli. E onlar çok içgüdüsel akıllı hayvanlar değil mi? Her şeyi koklayıp kendilerine uygun mu değil mi anlayabiliyolar. O zaman benim yapamadığımı yapıp kıymalarını ayıklayıp yerler rahat rahat diyerek hemen bahçeye indim.

Bi ağacın dibine döktüm tüm makarnayı. Yukarıdan penceremden de izlerim kediler kıymaları yiyince gelip makarnaları toplarım ortalık böyle kalmasın diyerek yaptım planımı.

Güllü yeşil çayımı alıp oturdum penceremin önünde. Kediler bi anda toplanıp yemeye başladılar. Ayy ne mutlu oldum!... 5 dakika sonra ortada ne kıyma var ne makarna! Hepsini yemişler.

İşte o an mahallenin bıcır kedilerine glutenli makarna yedirmiş olmanın ağırlığı çöktü üzerime. Hem de onları kıyma kamuflajıyla yedirmiş oldum. Resmen kötülük! Ayy inşallah bişe olmaz inşallah rahat rahat sindirirler diye geçirdim içimden. Sonra durdum. Acaba dedim bu kediler düşündüğüm kadar akıllı mı değil? Olamaz mı? Olabilir. Belki idiotun önde gidenidir bizim sokaktakiler. Evet yaa ne düşünüyorum o kadar ince ince..

Peki ya bu glutenleri yiye yiye aptal oldularsa? Biz de mi öyle oluyoruz ki?.. 

O sırada telefon geldi. "Yaklaştım hadi aşağı in" dedi telefondaki ses.

Gelmeyen ve de gelmeye niyeti olmayan yaz yüzünden Haziran sonunda hırkamı üzerime geçirip bahçeye indim. Bahçe sakin. Sanki az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi tertemiz. Kediler güneşleniyo pek rahat.

Dedim ki "rahat bırak kendini Rasocum rahat bırak"

Sonra gittik..


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...