7 Mayıs 2017 Pazar

Koma, Kupa, Poker ve Diğerleri


* "Ben komaya girsem sonra uyandığımda her şey bitmiş olsa" dedim... Yüzüme şöyle bir baktı. "Yorulduysan mola verelim ama durma şansımız yok" dedi. Yaklaşık bir buçuk saattir hızlı adımlarla 9 kilometre yürüdüğümüzden sanırım, önümdeki yollar gözümde büyüdü. 4 ay sanki 40 yıl gibi geldi.. Öyle ki varacağım noktayı bile unuttum. 5 dakika ayakta mola verdikten sonra yürümeye devam ettik. Sonra dedim ki "Bu koma sakat iş, hem zaten ben sonra merak ederim ne oldu ne bitti diye kafayı yerim en iyisi içinde olmak"..Koşmaya başladı, ben de arkasından..

* İkinci şans diye bir şey var. İstemek, sahip çıkmak, hakkını vermek gerek.. Peki ya yüz bilmem kaçıncı şansa inanır mısın?.. Ben çok inandım ki dün ellerimi kalbimin önünde birleştirip istedim. "Biliyorum..önceki yüz bilmem kaçını mahvettim. Beynime rezil oldum ama lütfen bana bir şans daha ver." dedim. Cevap gelmesini beklemeden "Sen bu şansı ver gerisini bana bırak" diye ekledim. Panjurları perdeleri kapatıp zifiri karanlık odada bekledim. Karşıma geçip cevap verecekti ki tekrar lafa girdim "Sakın bu sefer ölürüm diye korkma, söz ben seni yeniden doğururum!".. 

* Geçen gün kitaplığımın tozunu alırken kupalarımı da bir gözden geçirdim. "Yılın Drama Oyuncusu", "Yılın Dramadan U Dönüş Bilirkişisi" ve "Yılın Gemi Yakanı" kupalarımı yan yana koydum ve fark ettim ki bir kupalık daha yer var.. O zaman buraya bir "Yılın Vazgeçmeyeni" kupası yakışır dedim. Ayrıca önümüzdeki sene düzenlenecek "Integrity" ödüllerine de başvuru yapmaya karar verdim. 

* Geçtiğimiz haftaki "Poker Surat" performansımı eğer gerçek bir poker masasında sergileseydim masa dahil her şeyi alıp çıkmıştım. Gerçi poker de bilmem ki.. Neyse, zaten haftanın sonunda dayanamayıp "yaa aslında öyle böyle şöyle" diyerek döküldüğüm için sayılmaz. Hayır madem performans yapıyorsun zirvede bırak di mi?..Yok ille de arka plan açıklanacak, belgeseli çekilir gibi tüm sahnelerin öncesi sonrası verilecek cak cuk cek!

* Küçükken bir filmde acılı ya da korkulu bir sahne gösem bir nefes alıp sesli şekide "bu gerçek değil" derdim kendime. Sahnenin etkisi hemen geçerdi. Üstümde kırıntı kalmazdı. Hatta sahnenin acı/korku yoğunluğuna göre "Şimdi bunlar hem geçek değil hem de aslında bu oyuncular yönetmen falan hep arkadaş. Aslında çok eğleniyolar da bize göstermiyolar" diyerek hemen kendi kendime bir eğlenceli kamera arkası belgeseli de çekerdim. Bu sayede film bittikten sonra hiçbir sahnenin tozu kalmazdı üzerimde. Ve şimdi fark ediyorum ki "Bu gerçek değil" cümlesi hayatımdaki birçok sahne için de anahtarım olmuş. Ne zaman bir şeyin içine çok battığımı, kutunun içinde kapalı kaldığımı hissetsem hemen gözlerimi kapatıp "Bu gerçek değil" diyorum. Peki o zaman gerçek ne?.. İşte bunun cevabını ararken bi bakıyorum ki kutudan çıkmışım!

* O değil de kendimi iğrenç ötesi hissettiğim bir gün kuaförde sıra beklerken arkadaşıma dönüp "yemin ediyorum bugün ölürsem çirkinlikten ölücem bak sen de şahitsin yazarsın mezar taşıma" dedikten bir dakika sonra kuaförüm "yaa ben seni birine benzetiyodum bak buldum kim olduğunu!" diyerek bana telefonundaki bir fotoğrafı göstermek için uzattı. O an derin bir nefes alıp "işte şimdi resmen tescillenecek allah bilir beni kime benzetti bu halimle" diye iç geçirirken ayy bi baktım çok hoş bi kadın fotoğrafı!..Hay bin kunduz!..O kadar da iğrenç değilmişim yaa diyerek bi mutlu oldum. Tam o sırada arkadaşımla göz göze geldik. İnsanların önünde kelimelere dökemedi ama ben altyazıyı anladım "Manyaksın yemin ederim!" bakışını nerde görse tanırım ki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...