14 Mayıs 2017 Pazar

Vay Be!


Bazen,
"Vay be ne günlermiş!" demek için
o günlerin üzerinden yıllar geçmesine gerek yoktur.

10 gün önceki halini tanıyamazsın.
Şaşırırsın.
Nasıl olur da o sahnenin içindeki sen olabilirsin ki?

Şaşırma.
Bu hayattaki her şey senin için.
Tüm sahneler senin.
Tüm olasılıklar da..

Hiçbir şeyi mahvetmiş değilsin.
ve aynı şekilde,
hiçbir şey dönülmez, telafi edilmez değil..

Saatler hiç "GEÇ"i göstermez aslında.
Belki,
bazen..
iç sesin "Geç Kaldık" diyebilir.

ve sen,
"Hayır yok öyle bir şey"
diyecek gücü kendinde bulamayabilirsin.
Olabilir.

İnip çıkıyoruz.
Bazen de inip bekliyoruz.
Uzatılan iplere yüz çeviriyoruz.
Her ne kadar "ANORMAL"ler 
çevirse de her bir yanını,
aslında,
her şey normal..

Haddimi aşmış olmazsam eğer,
tam o noktada araya girmek isterim.
Belki sert çıkmaya gücün yoktur ama,
"Tamam o zaman gel sevdiğin bir şey yapalım!"
diyebilirsin.

ve belki,
biraz egzersiz,
biraz sağlıklı yemek,
biraz komik film,
iyi gelir.

Biliyorum biraz klişe..
Ama,
kendine iyi bakınca,
güzel davranınca,
özen gösterince,
"çıkmak" çok daha kolay.

ve en güzeli de,
onca olan bitenden sonra,
kendi dağının tepesine çıkıp,
"Vay be!" demek..

***
Bu yazının sonuna bu sefer müzik yerine bu videoyu eklemek istedim.
Herkesin bilmesi gereken önemli bilgiler içeriyor.
Ne olur ne olmaz linkini de veriyim :)

7 Mayıs 2017 Pazar

Koma, Kupa, Poker ve Diğerleri


* "Ben komaya girsem sonra uyandığımda her şey bitmiş olsa" dedim... Yüzüme şöyle bir baktı. "Yorulduysan mola verelim ama durma şansımız yok" dedi. Yaklaşık bir buçuk saattir hızlı adımlarla 9 kilometre yürüdüğümüzden sanırım, önümdeki yollar gözümde büyüdü. 4 ay sanki 40 yıl gibi geldi.. Öyle ki varacağım noktayı bile unuttum. 5 dakika ayakta mola verdikten sonra yürümeye devam ettik. Sonra dedim ki "Bu koma sakat iş, hem zaten ben sonra merak ederim ne oldu ne bitti diye kafayı yerim en iyisi içinde olmak"..Koşmaya başladı, ben de arkasından..

* İkinci şans diye bir şey var. İstemek, sahip çıkmak, hakkını vermek gerek.. Peki ya yüz bilmem kaçıncı şansa inanır mısın?.. Ben çok inandım ki dün ellerimi kalbimin önünde birleştirip istedim. "Biliyorum..önceki yüz bilmem kaçını mahvettim. Beynime rezil oldum ama lütfen bana bir şans daha ver." dedim. Cevap gelmesini beklemeden "Sen bu şansı ver gerisini bana bırak" diye ekledim. Panjurları perdeleri kapatıp zifiri karanlık odada bekledim. Karşıma geçip cevap verecekti ki tekrar lafa girdim "Sakın bu sefer ölürüm diye korkma, söz ben seni yeniden doğururum!".. 

* Geçen gün kitaplığımın tozunu alırken kupalarımı da bir gözden geçirdim. "Yılın Drama Oyuncusu", "Yılın Dramadan U Dönüş Bilirkişisi" ve "Yılın Gemi Yakanı" kupalarımı yan yana koydum ve fark ettim ki bir kupalık daha yer var.. O zaman buraya bir "Yılın Vazgeçmeyeni" kupası yakışır dedim. Ayrıca önümüzdeki sene düzenlenecek "Integrity" ödüllerine de başvuru yapmaya karar verdim. 

* Geçtiğimiz haftaki "Poker Surat" performansımı eğer gerçek bir poker masasında sergileseydim masa dahil her şeyi alıp çıkmıştım. Gerçi poker de bilmem ki.. Neyse, zaten haftanın sonunda dayanamayıp "yaa aslında öyle böyle şöyle" diyerek döküldüğüm için sayılmaz. Hayır madem performans yapıyorsun zirvede bırak di mi?..Yok ille de arka plan açıklanacak, belgeseli çekilir gibi tüm sahnelerin öncesi sonrası verilecek cak cuk cek!

* Küçükken bir filmde acılı ya da korkulu bir sahne gösem bir nefes alıp sesli şekide "bu gerçek değil" derdim kendime. Sahnenin etkisi hemen geçerdi. Üstümde kırıntı kalmazdı. Hatta sahnenin acı/korku yoğunluğuna göre "Şimdi bunlar hem geçek değil hem de aslında bu oyuncular yönetmen falan hep arkadaş. Aslında çok eğleniyolar da bize göstermiyolar" diyerek hemen kendi kendime bir eğlenceli kamera arkası belgeseli de çekerdim. Bu sayede film bittikten sonra hiçbir sahnenin tozu kalmazdı üzerimde. Ve şimdi fark ediyorum ki "Bu gerçek değil" cümlesi hayatımdaki birçok sahne için de anahtarım olmuş. Ne zaman bir şeyin içine çok battığımı, kutunun içinde kapalı kaldığımı hissetsem hemen gözlerimi kapatıp "Bu gerçek değil" diyorum. Peki o zaman gerçek ne?.. İşte bunun cevabını ararken bi bakıyorum ki kutudan çıkmışım!

* O değil de kendimi iğrenç ötesi hissettiğim bir gün kuaförde sıra beklerken arkadaşıma dönüp "yemin ediyorum bugün ölürsem çirkinlikten ölücem bak sen de şahitsin yazarsın mezar taşıma" dedikten bir dakika sonra kuaförüm "yaa ben seni birine benzetiyodum bak buldum kim olduğunu!" diyerek bana telefonundaki bir fotoğrafı göstermek için uzattı. O an derin bir nefes alıp "işte şimdi resmen tescillenecek allah bilir beni kime benzetti bu halimle" diye iç geçirirken ayy bi baktım çok hoş bi kadın fotoğrafı!..Hay bin kunduz!..O kadar da iğrenç değilmişim yaa diyerek bi mutlu oldum. Tam o sırada arkadaşımla göz göze geldik. İnsanların önünde kelimelere dökemedi ama ben altyazıyı anladım "Manyaksın yemin ederim!" bakışını nerde görse tanırım ki!

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Zaman, Osman, Cimri Koç ve Diğerleri


Zamanla kavga ettiğim bir zamandı.. 
O geçip gidiyor, ben çaresizce olduğum yerde çakılı duruyormuşum hissi..
Bana dönüp "Zaman geçmiyor ki, sen onun içinden geçiyorsun" dedi.
O an durdu saatler.
Ben, akmaya başladım..


Çok uzun zamandır,
adeta hayatımın büyük sınavı olarak belirlediğim,
yapışıp kaldığım bir konu üzerine konuşuyorduk bir dostumla.
Konu o kadar derinleşti, dallandı budaklandı ki..
Ondan bahsederken en az 3 paragraflık konuşmak zorunda kaldığımı fark ettim.
"Adı Osman olsun mu?" dedim.
"Olsun" dedi.
Ayy bi rahatladık!
Artık Osman aşağı Osman yukarı derken 5 dakikada konular tamam!
Senden çok çektim ama,
yine de seni çok seviyorum Osman!
Sen olmasan,
Ben eksik kalırdım.
Yüzeyselin önde gideni olurdum.
Dünyaya sadece gelir, öyle bi bakınır, giderdim..
İyi ki varsın Osman!


Geçtiğimiz hafta koçluk eğitiminin 2. modülünü tamamladım.
Yıllardır içinde olduğum ve yaptığım bir şey ama resmi bir sertifikayla
taçlandırmak başka bi güzel oluyormuş :)
Neyse,
Ama malum Osman çok zamanımı aldığı için,
"Bana koçluk yapar mısın?" diye gelenlere
"Üzgünüm ama kapalıyız" demek zorunda kaldım.
Bi tanesi de bana
"Ne kadar da cimri bi koç oldun!" diye çıkıştı.
Haklı tabii..
Ama benim suçum yok ki.
İşte bunlar hep Osman hep!


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...