17 Nisan 2017 Pazartesi

Home Office 101


Yaklaşık bir buçuk aydır çoğunlukla home office çalıştığım bir işim var. İki sene bankada çalıştıktan sonra bu sisteme geçmek benim için Mars'tan Venüs'e taşınmak gibi bir şey oldu. 

Daha önce danışmanlık şirketinde çalışırken haftada iki gün ofis dışından çalışıyordum. Yani aslında evden çalışma sisteminin yabancısı değilim. Yine de bu yeni işime ilk başladığımda biraz değişik geldi; sanırım iki senedir sabah 9 akşam 6 bankada çalıştığımdan bu geçiş tüm dengelerimi alt üst etti. İyi de etti :)

Bana göre iş hayatında edinilen tecrübenin en güzel yanı insana kendini daha yakından tanıma fırsatı sunması. Bu süreçte de kendimi yeniden keşfettim diyebilirim. "Esneklik" benim en vazgeçilmez değerimmiş mesela.. İki sene önce bana "Değerlerin nedir?" diye sorsanız ilk üçe bile girmezdi. İş yoğunluğu, zor insanlar, deadline stresi falan umrumda değilmiş ama belli bir saat aralığında bir masa başında olma zorunluluğu ruhuma harakiri yapmak gibi bir şeymiş..

Tüm bunları keşfetmek biraz zamanımı aldı ama fark ettikten sonra "artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" hissiyle yola çıkmaya karar verdim. Ve şimdi bu satırları evdeki mini ofisimden yazıyorum. 

* İlkokuldan beri sabah 5-8 aralığını kullanmayı çok severim. Okuduğumu en iyi anladığım, en değişik fikirleri bulduğum ve enerjimin en yüksek olduğu bu aralıkta çalışma şansım var artık. Kurumsal hayatta da bu saatler de çalışılmaz mı? Tabii ki çalışılır ama zaten 09:00-18:00 arasında bir masa başında olmak zorundaysan bir de bunun üstüne 05:00-08:00 aralığını eklemek hiç ekonomik olmuyor dostum.

* Üzerimde saat baskısı olmadığı için çok daha verimli çalışabiliyorum. Çünkü ekran başına geçip çalışmaya başlıyorsam "gerçekten" "sadece" "çalışıyorum". Masa başında zaman asla "boş yere" geçmiyor. 

* Ofiste çalışırken spor ve yoga için çok kısıtlı zaman aralıklarım vardı. Ya sabah çok erken ya da iş çıkışı gitmek zorundaydım. Sabah spor sonrası işe yetişme stresi ya da iş çıkışında tam 18:30'da başlayan yoga dersine yetişmeye çalışmak gerçekten zorluyordu beni. Şimdi sabah istediğim saatte spora gidebiliyorum. Günlük programıma göre de istediğim yoga derslerine girebiliyorum ve bu durum beni çok mutlu ediyor.

* Hayatımda "trafik" diye bir kavram yok artık. Ev dışında yapacağım toplantıları, buluşmaları her zaman trafik dışı saatlere ayarlıyorum. 

* Hafta sonu dışarı çıkmaktan hiç hoşlanmam. Her yer trafik, cafeler restoranlar ağzına kadar dolu, sahil desen çoluk çocuk.. Ama hafta içi sabahtan akşama kadar ofiste çalışınca geriye sadece hafta sonu kalıyordu. Şimdiyse hafta içi tüm cafeler, restoranlar, sahiller benim!.. Hafta sonları da evdeyim. Yani sosyallik açısından ters mesaiye geçiş yaptım diyebiliriz.

* İnternet olan her yerde çalışma imkanım var. Şimdilerde zaten internet olmayan hiçbir yer yok. Esnek çalışmak için mükemmel bir devirdeyiz evet!

* Tek başıma çalıştığım için kimse bölmüyor. Telefonlar çalmıyor. Daha rahat konsantre olabiliyorum. Ama tek başıma çalıştığım için yan masaya dönüp "yaa bi baksana benim ekrana" diyerek kimseden yardım alamıyorum. Gerçi çok da yardımlaşarak yapılacak bir işim yok. Yardıma ihtiyaç duyunca da teknoloji sayesinde skype, whatsapp, telefon artık hangisi uygunsa anında bağlantı kurabiliyoruz.

* İstediğim gibi giyinebiliyorum. En ciddi işleri tayt üstüne mickey'li tshirtümle yapabiliyorum. Burada dikkat ettiğim bir nokta var. Evet istediğim gibi giyiniyorum ama işin ucunu da kaçırmamak lazım, yani 24 saat pijamalarla da kalabilirsin ama kendi içinde bir disiplin olmalı bence. Sabah uyanınca üstünü değiştirmek yeni ofisimde çok aşırı önemli bir kural dikkat edelim lütfen!.. 

* Eğer belli bir düzen disiplin yoksa evden çalışmak 7/24 çalışmaya dönebilir dikkat!.. Ben günlük bir çalışma programı üzerinden ilerliyorum. Zaten elindeki işler bitmeden kafası rahat edemeyen bir tip olduğumdan bu konuda hiç zorlanmıyorum, işlerimi yaymadan sarkmadan tamamlıyorum. Ama dediğim gibi esneklik ucu açık bir kavram, dikkat etmek gerek. Haftada iki gün evden çalışma hakkı olan bir arkadaşım asla evden çalışmadığını söylediğinde "nasıl yaaa!" diye bir tepki vermiştim ama "evde o kadar dağılıyorum ki gece kendi evimde mesai yapmak zorunda kalıyorum" dediğinde hak vermiştim.

* Kendi işlerimi tamamen home office şeklinde yürütsem de ekibimizle ya da danışmanlık verdiğimiz şirketlerde yaptığımız toplantılar "ev - dışarı" ve "tek başına - ekip" dengelerimi korumama yardımcı oluyor. Böylece yeni insanlarla tanışıp, yeni projelerde yer alıp, ekip ruhumu koruyarak bir yandan da evde tek başına çalışma şansım oluyor.

* Organize olmak önemli çünkü izin verirsen evde ya da dışarda çok bölünürsün. Dağılmadan işleri yapmak bilinçli bir çaba gerektiriyor bazen. Ben kendimi biraz dağılmaya meyilli gördüğümde Pomodoro tekniğini kullanıyorum. Oldukça işe yarıyor. (Fotoğrafta görüldüğü üzere dağıldığımda resim çizmek gibi bir huyum var)

* Evin her yerinde çalışabilirsin ama imkan varsa bunun için ayrı bir oda olması çok daha iyi. Evde kullanmadığım küçük bir oda vardı, ben de onu mini ofisim yaptım. Bir masa bir sandalye şimdilik. Sandalyenin rahat olması önemli. İlk başta salondaki yemek masamın bir sandalyesini kullanıyordum ama bi baktım üzerinde yarım saatten fazla oturamıyorum. Sonra kendimi kanepede ya da yatağımın üzerinde buluyorum. Hemen ikea'ya acil bir iş gezisi yapıp üstünden hiç kalkmak istemeyeceğim bir sandalye buldum. Kendimden beklemediğim derecede bir ustalıkla sandalyeyi monte edip o hevesle oturup çalışmaya başladım. Evet ne diyorduk sandalye çok önemli :)

* Evden çalışan arkadaşlarım "dikkat et evden çalışmaya başlayınca sosyallik azalır" dediler. Ama bu bende ters tepti. Meğer benim ne kadar fazla freelancer arkadaşım varmış. Gün içinde bazı aralıkları denk getirip sık sık görüşüyoruz. Sabah boğazda yürüyüşten sonra uzun kahvaltı seanslarında dünyayı kurtarmasak da kendi dünyamızı mutlu ediyoruz. Bu arada fark ettim ki bazı arkadaşlarımda tuhaf bir şekilde "çalışmıyorum" algısı oluşmuş. "hadi gel şuraya gidelim" dediklerinde "işim var onu yetiştirmem lazım" şeklinde cevaplayınca "ne işi yeeaaaa!" diye haykırmalarının başka bir açıklaması olamaz di mi?..


Kings of Convenience dinlemediğim bir Home Office düşünülemezdi ;)




10 yorum:

  1. Vallahi helal olsun! Sosyal medya hesaplarını kapattın sanırım? O yüzden bu değişiklik haberini kaçırmışım. Yazını soluksuz, imrenerek, vay be diyerek, "acaba ben de yapabilir miyim" diye düşünerek okudum. Tebrik ederim iş değişikliğini:) Umarım çok keyifle çalışırsın. Bu düzenin artılarını-eksilerini ara ara okumak isterim senden:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Mervecim doğru tahmin :) Linkedin dışında sosyal medya kullanmıyorum artık. Bi yolculuğa çıktım bakalım devamını ben de merak ediyorum. Tabii ki paylaşmaya da devam edicem :)

      Sil
  2. Özenmedim desem yalan olur evde çalışma fikri çok mantıklı hafta da iki gün bile olsa insanı işten uzaklaştırır daha çok severiz işe gitmeyi 😊

    YanıtlaSil
  3. Bir çok insanın gıpta edebileceği bir iş modeliyle çalışıyorsun :) İşin kölesi olmamak lazım çalışmak hayatı idam ettirme aracıdır. Sosyal olabilmen için öncelikle iş dışındaki vakitlerin bol olması gerekiyor ki başarmışsın ne mutlu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok şükür çokkk :) ama bu yola girmek için de o "köle" dünyasından geçmem gerekiyormuş..

      Sil
  4. Sosyal medyayı kapattın demek bir sebebi varmış:) Güzel bir çalışma düzeni, anlattıklarından gayet keyifli görünüyor. Yani İstanbul`a gelsem bir kahve içeriz birlikte:)

    YanıtlaSil
  5. Vuuuuuv! *-* Bir sürü şey olmuş. Ben de yazılarınız yok nerelerdesiniz diye bakınıyordum da işte buradaymışsınızzz :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...