11 Mart 2017 Cumartesi

Sana Ne Cınım!



Geçtiğimiz hafta bir gün öğlene doğru koskocaman bir ego çarptı bana..O an karşılık verecek enerjim de hevesim de olmadığından sanırım, aldığım darbelere aldırmadan yola devam ettim. Bir yandan da şaşırdım kendime, neden tık yok ki bende diye..

Birkaç saat sonra yoga dersine gittim yeni aldığım rengarenk mat'ımla. Ders her zamanki gibi başladı ama biraz sonra -belki de Yin Yoga'nın içerde birikmiş enerjileri dışarı çıkarma etkisiyle- bir sinirlenmeye başladım ki.. 

Öncelikle çok aşırı beğenerek aldığım mat elimin altından kaymaya başladı. Ben böyle bir şeyi nasıl satın aldım diye kendime kızdım. Sonra bana bu matı nasıl satarlar diye aldığım yere..Ama ne kızmak!..Bir yandan kaygan mat üzerinde dengede durmaya çalışırken diğer yandan satın aldığım yere atacağım maili kafamda yazıyorum..

O sırada hoca yanımdan geçerken "eğer zihniniz bir yerlere gittiyse onu şimdi nazikçe buraya davet edin" dedi.. Davet ettim etmesine de hiç nazik ol(a)madım!.. 

Bu sefer de kendime tekrar kızdım. Hayır yani kalkmış hazırlanıp gelmişsin. Onca iş güç arasında bu derse giricem diye kendini ayarlamışsın. Eee şimdi de sınıfta değilsin oldu mu ya!

Sonra dedim ki, bak hadi yine şanslısın ki içinde birikmiş siniri dışarı çıkarıyosun. Güzel bir enerjiye dönüştürüp bi de bedenine şifa veriyorsun. Tam ikna olmuştum ki yüz üstü mat üzerinde bir duruşa geçince yine ben mat'la yüz göz oldum!.. Tahmin edersiniz ki öncekinin birkaç katı dalgalana dalgalana üstüme geldi sinirim!..

Yüzüstü mat üzerinde dengede durmaya çalışıyorum..Bi yandan nefes alıp veriyorum, diğer yandan hakim olamadığım gözyaşlarım mat üzerinde kendi çaplarında ıslak halkalar oluşturuyor..Tam o esnada yandaki teyzenin mide gurultuları kulağımı tırmalıyor bi de ona sinirleniyorum: yani derse gelmeden bişeler atıştırsaydın ne böyle ses çıkarıp konsantrasyonumu bozuyosun kiii!

Tamam tamam yeter ama kendime gelmem lazım bu haller bana hiç yakışmıyo  hadi o zaman zihnimi, kalbimi, bedenimi buraya ve şimdiye davet ediyorum dedim.. 

O anda hoca "eveeet bugünlük dersimiz bu kadar hadi son bir dinlenme pozuna geçelim" dedi.. 

***

Eve gelir gelmez mat'la ilgili derste tasarladığım maili gönderdim. Tabii ilk taslak haliyle bırakmadım, her şeyi yazdım döktüm. Bir nebze rahatladım.

İçimden özür diledim mide gurultusuna kızdığım teyzeden.. Hayır yani sağlık için de doğru değil öyle aç gelmek. Ama olmayan konsantrasyonumu bozmakla suçladığım için de çok utandım kendimden. Halbuki teyzenin haberi yok hiçbir şeyden..

Sonra kendi kendime dedim ki, eğer bu benim gittiğim ilk yoga dersi olsaydı sanırım hayatımın sonuna kadar bir daha yoga yapmazdım. "Bu hiç benlik bir şey değilmiş" deyip çizerdim üzerini. Bi an ürperdim!..Çok şanslıyım ki bu ilk dersim değil. Evet böyle bir tecrübem oldu ama biliyorum ki sonrakiler böyle olmayacak, daha öncekiler gibi keyifle yoga yapmaya devam edicem. 

Yoga tamam da .. Peki ya bugüne kadar "bu hiç benlik değil" diyerek etiketi basıp sonsuzluğa uğurladığım şeyler..onlar ne olacak?..

Acaba çok seveceğim ve bana çok iyi gelecek bazı şeyleri hayatımda böyle göndermiş olabilir miyim?

Göndermişsem de bir sebebi vardır, her şeyin hayırlısı diyebilir miyim?..

***

Cevapları henüz bulamadım.

Belki de bu soruların doğru bir cevabı yoktur.

Ama tüm bu olanlardan sonra fark ettim ki "Naber canım?" sorusu en yanlış cevapladığım soruymuş.

Çünkü o gün bu soruyu defalarca kez "İyidir senden naber?" şeklinde yanıtlamıştım.

Halbuki doğrusu "Çok sinirliyim, gözlerimden her an ateş çıkabilir dikkat et!..Uzak dur benden..Sana da şu an açıklayamayacağım sebeplerden dolayı aşırı gıcığım!..Çekil kenara yol ver!" olmalıydı.

***

Yani, özetle..

Sana ne cınım!..


2 yorum:

  1. Çok şahane bir nokta! Acaba neleri böyle ıskalamış olabiliriz? Vallahi ürperdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahh Mervecim o günden beri eski defterleri karıştırıp duruyorum :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...