5 Şubat 2017 Pazar

Bir Kırmızı Işık, Bir Adam, Bir Masa


* Şehrin en kalabalık caddesinde yürürken kırmızı ışıkta durduk. Bana dönüp "Şimdi yanımdan geçip giden adam belki de bu dünyadaki en iyi arkadaşım olabilirdi..ama sadece geçip gittiği için artık öyle bir şansımız yok" dedi. "Nasıl yani?" diye sordum; "Her şeyi kaçırıyoruz işte böyle" dedi. "Ben hiç öyle düşünmüyorum." dedim. Ayrıca hiçbir şeyin de kaçtığı yok. Gerçekten karşılaşman gerekenlerle karşılaşıyorsun, hiçbir şey engel olamıyor, olamaz..

* Yeşil ışık yanınca yürümeye devam ettik.. En sevdiğimiz cafe çok kalabalıktı ama en köşede iki kişilik boş bir masa görünce bu sefer ben ona dönüp "Bak mesela bu masa önümüzdeki birkaç saat boyunca en yakın arkadaşımız olabilir" dedim. Yaklaşık bir buçuk saat sonra can dostumuz masamız da günün ana fikri konusunda bizimle aynı görüşteydi; şöyle ki "Can yanmasından korkanlar can sıkıntısına mahkum oluyor"du..

* Bir dilim havuçlu keki eşit iki parçaya bölmeye uğraşıyordum ki "Derste hocanın söylediği giriş kapısını hatırladın mı?" diye sorarak konsantrasyonumu bozdu. Eşit kesemediğim büyük parçayı onun tabağına koyarken "Evet, yaran nerdeyse giriş kapın orası demişti" dedim. "Havuç hafızaya iyi geliyor heralde" dedi. "Olabilir" dedim. "Ama kekin içindeki havuç sayılmaz bence. Hem şekerli hem pişmiş." diye ekledim. "Her şeyi ciddiye alma hastalığın mı var yoksa benimle dalga mı geçiyosun?" diye sordu. "Hem ikisi hem hiçbiri" dedim..

* "Peki şimdi sen hiç sosyal medya kullanmicak mısın artık?" diye sordu. "Bilmem ki, şimdilik hayır gibi" dedim. Beni sosyal medyanın ayrılmaz parçası olarak gören bi grup arkadaşımın durumu fark edince hemen "iyi misin" diye mesaj atması, geri kalan küçük bi grubun da "beni neden engelledin ki?" diye yazması mesela.. Durduk yere sosyal istatistik serildi önüme. Aynı olay, aynı kişi ve bu kadar farklı tepkiler.."Çeşit çok güzel di mi?" diye sordum masamıza. Ses vermedi..

* Sonra konu bağımlılıklara geldi. Hazır yeri gelmişken itiraf ettim. Dedim ki, ben mutfakta bir şeyler yaparken bir şeyler izliyorum, dinliyorum. Sonra sofraya oturunca da kapatmıyorum. Ama biliyorum ki bu yaptığım doğru değil. Ama izliyorum işte. "Eğer yemek yerken bir şeyler izliyorsan sorun yok; ama bir şeyler izlerken yemek yeme alışkanlığın varsa o sıkıntı" dedi. "Zinhar!" dedim. "Eyvallah" dedi.

* "Hadi anlat bakalım sen bu yogayı neden bu kadar sevdin" dedi. "Ahimsa" dedim "Hayırdır inşallah o da neymiş?" dedi. "Şiddetsizlik yasası" dedim. "Hoca diyor ki, yoga sınırlarımızı fark edip kendimizi zorlamama olgunluğudur" diye ekledim. "En çok kendimize şiddet uyguluyoruz aslında. Zorluyoruz, sonucu beğenmiyoruz, sonra daha çok zorluyoruz. Ve kendime daha şefkatli davranmaya karar verdikten sonra tanıştım yogayla. Tam yerinde, tam zamanında" dedim. "Şimdi konuyu kırmızı ışıktaki adama bağlayıp bana son darbeyi vuracaksın di mi?" diye sordu. "Hayır" dedim. "Şiddet yok, hem zaten kendi kendine yaptın bana gerek kalmadı."  


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...