8 Ocak 2017 Pazar

Karlı, Meteorlu, Soğuk ve Kahveli Notlar


* İlk deneme dersinden itibaren içine çekildiğim Yin Yoga dersinin ortasındayız. Bizimkisi bir nevi ilk denemede aşk. Neyse.. Hocayı dikkatlice dinleyip izleyerek sonunda o zor pozisyonda tastamam duruyorum. Hoca yanımdan geçerken şöyle bir bakıyor, kafamı kaldıramıyorum ama bakışlarını hissediyorum üzerimde. Ve ilk defa bana dokunmadan bir milim bile düzeltmeden geçiyor yanımdan. Mutlu oluyorum. İlk defa bir sınıf dersinde başkalarıyla yarışmıyorum evet. Hiç kimseye bakmıyorum kim hangi hareketi nasıl yapıyor diye. Ama yine de hocanın onayını almak mutlu ediyor beni. Bir yandan böyle mutlu olsam da pozisyonda uzun süre kalmak beni çok zorluyor. "Hadi Raso  dayan!" diyorum "Az kaldı hadi iki dakika var yok"..Tam o sırada hoca "Sonsuza kadar bu pozisyonda kalacakmışsınız gibi bütünleşin. Kendinizi zorlamadan, rahat ettiğiniz ve etkiyi hissettiğiniz noktada kalarak.." gibi bir şeyler söylüyor. Bir de üzerine "Bitişe odaklanmayın. Kasmayın. Tahammül etmeye çalışmayın." demez mi.."Hay bin kunduz!" diyorum içimden. E ben kendimi bildim bileli spor yaparım. Evet keyif de alırım. Çok da severim. Ama bitişlere odaklanmak işin şanındandır ki..Son dakikaları saymak..Belki de o yüzdendir kardiyoda son 7 dakika geçmek bilmez. Neyse dostlar, bir dersimizi daha aldık. Neymiş, sonsuza kadar orada kalacakmış gibi bütünleşmek evet tabii hadi bakalım bana bol şans!..

* Bundan yaklaşık 6 ay önce spor kulübüme küstüm. (yalnız onun haberi yok siz de çaktırmayın sakın) Kaç yıl oldu bilmiyorum 10 yıl falan herhalde. Neyse, ilk defa böyle bi uzaklaşma soğuma halleri geldi bana. Olmuyor gidemiyorum. Sanki her gittiğimde beynimde bir plak başlıyor çalmaya. Kötü sahneler, kötü konuşmalar, dramalar falan filan..Neyse zaten üyeliğim Şubat'ta bitecek ben de yenilemem olur biter böylece resmen ayrılmış oluruz dedim. Sonra..Aralık'ın ilk haftasıydı sanırım. Bir gün içimden bir kulüp aşkı yükseldi. Hemen hazırlanıp gittim. 50 dakika kardiyo sonrasında buhar banyosunda yüzümde şapşal bi gülümseme.. Peki ne oldu?..Nasıl barıştık?..Beni asıl rahatsız eden şeyi bulup yüzleşince artık o plak çalmamaya başladı çünkü. Sonrası da çorap söküğü..Her fırsatta çantamı hazırlayıp aradaki 6 ayı telafi etmeye başladım. Yüzümden eksilmeyen o şapşal gülümseme de bonus oldu :) Evet üyeliğim Şubat'ta bitiyor ve hemen yeniliyorum. Ve hatta Ocak sonu avantajlı süper bi paket varmış ondan yaptırıyorum. Nerden nereye di mi Raso..Neymiş, bundan sonra gerçekle yüzleşmeden mekan, insan, zaman suçlamak yokmuş. Aferin 10 numara 5 yıldız!

* Spor meselesi çözülürken aklıma 8 yaşımda tenis hocam Patricio'dan aldığım en önemli ders geldi. Bir Mayıs sabahı Yelken kulübünün tenis kortundayız. Turnuva maçının tam ortasında. Aşırı hırslı, heyecanlı falanım. Yaşıtım olan rakibimi yenmek bir yana bir de üzerine denize dökmek istiyorum. Raketimi elimin uzantısıymış gibi benimsemişim. Toplara tüm gücümle vuruyorum. Derken mola esnasında Patricio geldi yanıma. Tam da o kırık İtalyan aksanıyla "Aferin Raselin süpersin" gibilerinden bir övgü&gaz karışımı beklerken gözlerimin içine bakarak iki elini omuzlarımın üzerine koydu. "Raselin sen ne yapıyor ben hiç anlamıyor?" dedi. Daha cevap veremeden "Karşıdaki düşman değil arkadaş. Sen onu istiyor öldürmek?" diye sordu. Çok utandım. Açıklama yapamadım. Sıcaktan mı utançtan mı bilmem daha da kızardım. Mola biterken "Şimdi git ve tenis oyna hadi" dedi. Üzerinden 24 yıl geçmiş. Hala hayat kurtarıyor Patricio'nun bu dersi..

* Tenis kortunda adam öldürmeye meyillenen ben, şimdilerde sayılara skorlara karşı duruyorum. (Patricio sil gözyaşlarını hadi tamam duygusala bağlama) Mümkünse hiçbir şeyi ölçmeyelim, rakamlara vurmayalım hesap kitap yapmayalım istiyorum. Sanki bir ölçme hesaplama sarkacı varmış da bir ucundan diğer ucuna yerleşmiş gibiyim. Dengeye gelmek için bu yolculuk şart mıdır?..Hadi hayırlısı.

* Elimdeki kitap akmayınca sanki her şey duruyor. Takılıp kalıyorum, ilerleyemiyorum. Kitabı elime alasım gelmiyor. Yeni kitaba da başlayamıyorum. Ama ona ayırdığım zamanda başka bir şey de yapamıyorum. İşte tam bu noktada bir karar vermek gerekiyor: Tamam mı devam mı?.. Tamamsa rafa kaldırmak gerek. Ve zamanını beklemek. Ve hatta belki de hiçbir zaman o zamanın gelmeyeceğini kabullenmek. Sonra da bir yenisine başlayabilmek. Üniversitedeyken her dönem bir ders için withdraw (geri çekilme) şansımız olurdu. Seçtiğin bir dersi yaklaşık 4 hafta sonra bırakabiliyordun. Böylece sana fazla gelen, zorlayan belki de sana hiç uygun olmayan bir dersi dönemin sonuna kadar sırtında taşımana gerek kalmıyordu. Üstelik makul bir süre deneyip öyle karar verebiliyordun. Okulun bana verdiği şansı ben neden kendime vermeyeyim ki? Ayy deli miyim ben neyim niye vermicem hay allah!..

* İlkokul 5. sınıfta anadolu lisesi sınavlarına hazırlanıyordum. İstediğim okulu kazanacağım garantiydi de, e hırslıyız ya ille de derece yapmak lazımdı. Bu durumda bir de dişli rakip gerekir di mi..Hazır bulunmuşu vardı elimin altında. Biz adına Berk diyelim de ifşa olmasın gece gece :) Ben sınava mı hazırlanıyorum Berk'i gömmeye mi orası tartışılır. Deneme sınavına girip çıkıyoruz. Sağlam derece yapmışım ama o da ne!..Berk beni geçmiş. Skandal!..Eve gelip ağlıyorum. Böyle durumlardan fersah fersah uzak annemle babam beni karşılarına alıp "Saçmalama o senin arkadaşın, siz yarışmıyorsunuz. O okulda ikinize de yer var. Arkadaşın iyi bir derece yaparsa onun için ancak sevinebilirsin. Eve gelip ağlayamazsın sana hiç yakışmıyor." gibisinden sofistike teselliler yapadursun ben gün geçtikçe daha da hırslanıyordum. Tabii Berk de aynı şekilde. O sırada komşu olduğumuzu, biribirimizi çok sevdiğimizi, birlikte çok eğlendiğimizi de unutmuştuk tabii. Neyse asıl sınav geldi çattı ve bu sefer ben onu geçtim. İkimiz de iyi dereceler yapmıştık. Ama ben onu geçmiştim ya, okulun en eğlenceli son haftasında Berk gelmedi. Hayatımda ilk defa mideye öküz oturması tecrübe etmiş oldum. Sevinemedim. Tadını çıkaramadım. Dışarıya her şey güzelmiş pozları yaparken gözüm onun boş sırasına takıldı kaldı. Ortada bir kaybeden varsa eğer, hiç kazanan olmuyormuş, bunu öğrenmiş oldum. Yıllar sonra üniversite sınavı geldi. Kimseyle yarışmadık. İkimiz de derece yaptık, Boğaziçi'nde farklı bölümleri bitirdik. Şimdi o da ben de hala , o ders sayesinde belki, kimseyle hiçbir şekilde yarışmıyoruz. Biz kendimize fazlasıyla yetiyoruz ki zaten :)

* Yani dostlar, özetle, kendine her şey olma hakkını verirsen her şey çok daha kolay oluyormuş. Bunu anlamak ve anlatmak için o kadar uzun yazmaya gerek var mıydı? Bence vardı. İyi de oldu ben bi rahatladım sanki. Hem sen de bu satırlara kadar geldiysen sana da iyi gelmiştir tabii evet neyse beni sinir etme şimdi raketimi alıp maç yaparım seninle :)






2 yorum:

  1. şimdi daha iyisin demek kiiii ay o ne hırsmış sendeki beee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayy even Deep sorma büyük gelişmeler var :))

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...