20 Ocak 2017 Cuma

Cuma Notları


* Ara sıra sosyal medya hesaplarımı dondurup bir nevi detoks yapardım. Biraz ara vermek, biraz mesafe koymak ve belki de bağımlı olmadığımı kendime göstermek için. Ama bu sefer bi kat yukarı çıktım ve hesaplarımı sildim. Zaten son zamanlarda ilgimi kaybetmiştim. Hem kullanmıyodum pek. Bu kararı verdiğim sabah Dr. Cal Newport'un "Quit Social Media" adlı TED konuşmasına denk gelmem de tesadüf olamaz diye düşünüyorum. 

* Bir sabah Starbucksta kahve içip bir şeyler yazıyordum. Tam kasanın karşısındaki masada olduğumdan sanırım ara ara gelen gidenleri izliyordum. Bi adam dikkatimi çekti. Diğerlerinden daha farklı verdi siparişini. "Havuçlu kek istiyorum ama şu önden ikinci olanı gözüme kestirdim onu paket yapabilir misiniz?" dedi. Birden sevdim adamı. Mesela kasadaki kişi kek isteyen 100 kişiye hangisi diye sorsa belki de birçoğu "fark etmez" diyecekti. Ama o adam demedi. Çünkü fark eder. Hem de çok..Sevmiyorum "Fark Etmez"cileri. En çok da kendi fark etmezci versiyonumu. Salmış, bırakmış, kopmuş, hissiz haller. Hayır hayır hiç benlik değil!..

* O değil de "netlik" çok güzel bir şey değil mi?.. Ne istediğini bilmek.. Sonra onun önünde arkasında durabilmek.. Güzel hem de çok!.. Bazen "ne istemediğini" bulmakla başlıyor her şey. Sonra gerisi geliyor. Üstüne de biraz heves biraz cesaret işlem tamam. Yaa işte bi havuçlu kekten nerelere geldik..

* Bir spor çıkışı yine kendimi çok iyi hissediyorum. Ne güzel ya iyi ki de üşenmemişim gelmişim diyorum. Spordan sonra daha hafif ve bir o kadar da güçlü hissediyorum. Hatta sanki çantam da gelirken daha ağır gibiydi. Halbuki kas çalışmadım kardiyo yaptım sadece. Ayy bi sonraki hafta ağırlık çalışmaya mı başlasam bak işte o zaman uçarım resmen evet evet tabii..Derken eve gelince spor ayakkabılarımı kulüpte unuttuğumu fark ettim!.. Yani o çantadaki hafiflik bu yüzdenmiş. Neyse olsun :) Ama tabii sporun iyi hissettirdiği doğru tabii evet tabii..

* Spor demişken.. Soyunma odası çok ilginç bir yer. Yani en azından kadınların bölümü öyle diyebilirim. İş çıkışı koştur koştur gelip Clark Kent gibi iki saniyede kostüm değiştirerek koşa koşa koşu bandına çıkıyorum. Yani koşmaya koşuyorum resmen! Ama bu konuda biraz yalnızım. Çoğunluk koşu öncesi imaj çalışması yapıyor. Saçlar düzleşiyor, makyaj tazeleniyor falan filan..Yani bi insan neden spor için süslenir ki diyesim geliyor susuyorum. Sus Raso, yargılama Raso, şimdi o düşündüklerini de geri al..Hem sen de spor sonunda pancar yatağında yarım bırakılmış çilekli topitop gibi görünüyosun. Onların en azından şekli bozulmuyor. Sus da örnek al. Hayır vazgeçtim alma hem topitop iyidir. Neyse uzamasın ben çantamı hazırlayıp spora gidiyorum :)







4 yorum:

  1. Deep Tone'un sayfasında duyurduğu adresinize izleyici olmak üzere geldim. Merhaba :)

    YanıtlaSil
  2. Son zamanlarda dinlediğim bir kişisel gelişim konuşmasında konuşmacı Türk halkının %90'nının bir hedefi olmadığını, ne istediğini bilmediğini söylüyordu. Yani salmış, boşvermiş, günü kurtaranlar:))

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...