22 Ocak 2017 Pazar

Bir Ağaç, Bir Çocuk, Bir Yonca


Serin bir yaz akşamı ofisten hızlıca toparlanıp çıktım. Eve gitmeden önce ağacıma uğramak istedim. 
Çok özlemiştim onu. Aslında diğer ağaçları da..Ama en çok onu!

Ona her dokunduğumda ve onu ne kadar çok sevdiğimi söylediğimde,
içimde ufaktan bir suçluluk belirir.
Ve hemen diğer ağaçlara dönüp;
"Sizi de çok seviyorum yanlış anlamayın" diye açıklama yaparım.

O akşam da aynı şekilde,
diğerlerine açıklama yapıp işi tatlıya bağladıktan sonra,
oturdum en bi sevdiğimin yanına.
Sırtımı dayadım ve başladım konuşmaya..

Tam "A Good Year" filmindeki Max hakkında bir şeyler anlatıyordum ki,
karşıdaki parkta oynayan çocuklardan biri hızlıca yanıma gelip
"Afedersiniz ama ben bişe sorucam" dedi.
"Sor tabii" dedim şaşırarak.
"Çok merak ettim siz burada ne yapıyorsunuz?" diye sordu.
En sevdiğim ağaçla oturmuş Max'in dedikodusunu yapıyoduk diyemedim tabii.
"Hiiiç öyle oturuyorum" dedim.

Gözlerini kocaman açıp bakışlarını üzerime kilitlemiş,
"Ben sizi öyle uzaktan görünce gelip bi konuşmak istedim" dedi.
Gülümsedim. "İyi yaptın" dedim.
Diyecek bir şey bulamadı. Ama yanımdan ayrılmak istemediği de o kadar açıktı ki..
Tam "Çantanız ne kadar da güzelmiş" diye konu açmıştı
hemen arkasından bakıcısı gelip beni rahatsız etmemesi konusunda ingilizce uyarılarda bulundu.
Ben de dönüp rahatsız olmadığımı, rahat olmasını söyledim.
Bunun üzerine çocuk bana dönüp,
hayranlığını gizlemeye hiç gerek duymadan
"Aman tanrımmm muhteşem ingilizce konuşuyorsunuz yoksa siz ingiliz misiniz?" diye sordu.
Güldüm. Teşekkür ettim. Ve tabii İngiliz olmadığımı ekledim.
"Olsun sonuç fark etmez siz onlardan daha güzel konuşuyosunuz" dedi.
Bakıcısı artık gitmeleri gerektiğini söyledi.
Bizimki bir dakika ek süre rica etti.
Bana dönüp "Siz buradaki cafeye hiç geliyo musunuz?" diye sordu.
"Evet bazı akşamlar uğruyorum" dedim.
Çok rahatlamış bi şekilde,
"Tamam o zaman belki yine karşılaşırız" dedi ve bakıcısının elinden tutup gitti.
Derken bi anda hızla geri döndü ve bir yonca koparıp bana verdi.
"Bunu benim için saklar mısınız?" dedi.
"Tabii ki!" dedim.

Sonra ağacıma yaslanıp düşündüm..
Eğer bu çocuk 4 yaşında olmasaydı,
Mesela 35-40 falan olsaydı..
Muhtemelen,
bana uzaktan bakıp
belki de bakmamış gibi davranacaktı.

Sonra dedim ki neden durduk yere çocuğun geleceğini yargılıyorum ki?
Belki de hiç kapatmayacaktır kendini kimbilir.
Yani umarım..

Bu yazıyı neden yazdığıma gelecek olursak..
Bugün telefonumu karıştırırken,
o gün ağacımın yanında çektiğim bu üstteki fotoğrafı gördüm.
Üzerine de,
defterimin arasında çocuğun verdiği yoncayı buldum aylar sonra.
O zaman dedim,
kulaklarını çınlatmak gerek güzel ve açık kalpli miniğin..







2 yorum:

  1. Ufacık bir olay ve tüm yüzleri gülümsetebilen bir çocuk. :) Bu arada yoncayı sakladınız mı? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet defterimin arasında kuruttum duruyor yani :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...