30 Aralık 2016 Cuma

Çorba,Nohut ve Diğerleri


Gece boyu beni uyutmayan boğaz ağrım ve inecek mi çıkacak mı bir türlü karar veremeyen ateşim sayesinde sabahın 5inde cin gibi ayaktaydım.

Neyse iyi tarafından bakalım, her zaman için iyidir güneşten önce güne gelmek dedim. E ama zaten güneş 8de bile doğmamış oluyo ki ne anladım ben bu iyilikten diye soracaktım ki kendimi gerizekalı polyanna durumuna düşürmemek için zor tuttum. Dedim ya saat daha 5, yazık bana..

Bi gun önce pek bir şey yiyemediğimden mütevellit, sabahın o saatinde kahvaltı yapasım geldi. Dünya üzerinde tanıdığım herkes -Amerikadakiler dahil, hiç üşenmedim hesap yaptım- uykuda olduğundan kimseye "gel bana çorba yap" diyemedim tabii. 

Zaten en güzel çorbayı da ben yaparım ki diyerek geçtim mutfağa. Mutfağın en küçük patatesini ve en küçük havucunu en küçük tencereye rendeledikten sonra çorbam kaynamaya başladı. -Daha fazla ayrıntı vermicem yemek sayfasına dönecek yoksa :)-

Çorba kendi kendine olurken dedim ki neden yanına başka bişiler de yapmıyorum. Mutfakta ufak bir keşif turundan sonra nohutlu ıspanak yapmaya karar verdim. Bu sefer de mutfakta bulduğum tüm ortaboy şeyleri kullandıktan sonra nohutlu ıspanağım da kendini olmaya bıraktı.

E dedim, ekmek almamışım ki. Bu hafta markete hiç gidememişim nasıl alıcam? Zaten her ekmek olmaz. Organik olucak, ekşi mayalı olucak falan filan..Zor yani öyle her istediğinde alamıyosun. Bu hasta halimle de bu soğukta çıkıp alamam. Hem almaya niyetlensem de marketin açılmasına nerden baksan 3 saat var. Napiyim e hadi o zaman ekmeğimi de ben yapiyim dedim.

Tam buğday unundan, mayasız, çörekotlu kekikli minik ekmekçikler hazırladım. Fırına attım. Yemekler ocakta, ekmekler fırında pişerken dedim ki..Hayır o kısma girmek istemiyorum çünkü demeye yeltenmemle birlikte içerden "şimdi o fikrini sakince yere bırak ve bu mutfağı terk et" mesajı geldi. Aşırı Uçlar Optimizasyon müdürümden gelen mesajı görünce tırstım tabii. Zar zor bir ballı zencefilli çay yapmaya ikna ettim. Aldım çayımı Arthur'un karşısına geçtim.

Ve fark ettim ki..Gece uyutmayan boğaz ağrısı ve ateş sanki birden yok olmuş. Yani tamamen gitmemiş olsalar da sanki daha bi iyi davranıyorlar bana. Biyolojik olmasa bile psikolojik hissiyat bu..Neden acaba dedim?..Kendime bi çorba yapmak mı bu kadar iyi geldi?..

Hayır dedi Self-Compassion müdürüm. Kendine bakma fikri bile başlı başına şifalıdır, ki sen sadece çorba yapmadın maşallah 2 çocuklu aileye yetecek menü çıkardın dedi. 

O zaman dedim, ben artık kendime daha çok çok bakiyim ve hatta aşırı çok bakiyim.

Aşırı Uçlar Optimizasyon müdürüm içeriden koşarak geldi salona. Tam lafa girecekti ki "Tamam!" dedim. "İhtiyacım olduğu yerde ihtiyacım olduğu kadar. Her şey dengede. Tamam sakin. Hadi mutfağa!"

Birden yok oldu. Tek başıma kaldım. Çizgi film izledim. Sonra biraz uyudum..Falan filan fiş mekan :)




2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...