15 Eylül 2016 Perşembe

Eylül..benden birkaç yaş büyük..1.68 boyunda 42 buçuk kilo..


Eylül benden birkaç yaş büyük.
1.68 boyunda 42 buçuk kilo.
kilosunu 42 ya da 43'e yuvarlama konusunda çok hassas.
asla izin vermiyor.
42 yazarsam onu ölüme yaklaştırır gibiymiş.
43 yazsam obeziteye.
"korkma" diyorum.
"sen kaç dersen tam olarak onu yazıcam."

teşekkür ediyor ama yine de bu yazıyı yayınlamadan önce 
son bir kere daha kontrol etmek istiyor.
iyi niyetimden şüphesi yokmuş ama "ne olur
ne olmaz, insanlık hali" diyor.
alimallah buçuk yazmaya çalışırken elim kayarsa 
yanlış tuşa basarsam diye korkuyor.
"tamam" diyorum.
"söz, sen okuyup yayınla tuşuna basacaksın."

tekrar teşekkür edip çantasından nutella
kavanozunu çıkarıyor.
bir çay kaşığı kadar atıyor ağzına.
sonra kapatıp geri çantasına koyuyor.
sanki böyle bir şey olmamış gibi konuşmamıza devam ediyoruz.

bu durumu ilk öğrendiğim zamanlarda olsak,
belki devam edemezdim..
ben de durumu kabullenmişim,
hayret ediyorum kendime.
insan nelere alışıyor di mi diye soruyorum.
kendi sorumu cevaplamadan gidip kahve koyuyorum ikimize.
arkamdan geliyor mutfağa.
kahvenin şekersiz olduğundan emin olmak istediğine eminim.
ama renk vermiyorum,
madem mutfağa yardıma gelmiş gibi yapıyor,
ben de fincanları dolaptan çıkarmasını istiyorum.

"ne kadar da yol aldın" diyorum.
"son gördüğümden beri kilo almışsın yakışmış" diyemiyorum.
kendisine obez demişim gibi algılayabilir. korkuyorum.
"evet ama sanki yanlış yoldaymışım gibi geliyor bazen" diyor.

biliyorum.
çünkü bazen bana da öyle geliyor.
ve hatta,
bazen,
sanki yatağımın içine bi koşu bandı koymuşlar,
kendimce çırpınıp kilometrelerce gitmişim,
ama sonra,
kendimi yorganımın altında aynı noktada,
hareketsiz bi halde bulmuşum gibi geliyor.

"sen azından kendini seviyorsun" diyor.
"bir de benim halime bak. kendime yaptığıma bak.."

bakıyorum.
Eylül..benden birkaç yaş büyük.
1.68 boyunda 42 buçuk kilo.
yaklaşık 8 aydır,
sadece çok acıktığında,
çantasından çıkardığı kakaolu fındık kremasından bir çay
kaşığı atıyor ağzına.
ve bu,
onun uzun süredir devam eden tedavisinden sonraki
ilerlemiş hali..

bazıları karanlıktan korkar,
bazıları yüksekten,
bazıları terk edilmekten,
ölümden korkar bazıları,
ve Eylül,
yemekten korkuyor.

kulağa saçma geliyor.
hatta komik.
konuyu öğrenen bazı arkadaşlarının
"bak yeni bi dürümcü var seni götüreyim iki tane ye bi şeyin kalmaz" 
şeklinde umursamaz yaklaşımları canını yaktığından bu yana
durumunu kimselerle paylaşmıyor.

merak ediyorum,
mesela o arkadaşı(!) köpekten korkuyosa,
ben de irice bir köpekle yanına gidip
"korkma bişi yapmaz" desem?..
o arkadaşın korktuğu bişe bulsam da güzel bi intikam alsam
diye planlar yaparken kendime gelip,
"tamam kimseyle paylaşmıyor ama en azından
tedavi oluyor" diye seviniyorum.

bunları şimdi neden anlattım bilmiyorum.
Eylül..benden birkaç yaş büyük.
1.68 boyunda 42 buçuk kilo.
Boğaziçi mezunu, sonrasında Amerika'da master yapmış,
akıllı, kültürlü, çok da iyi bir insan.
uzun süredir yeme bozukluğu tedavisi görüyor.
iki yıl önce işinden bu durum yüzünden ayrılmış.
"her şey 5 kilo vericem diye başladı" diyor.
belli etmemeye çalışsam da ürperiyorum.
kendimi ve yakın çevremdeki insanları düşünüyorum.
"yok yaa biz böyle olmayız" diye geçiriyorum içimden.

sonra Eylül'e bakıyorum.
daha çok korkuyorum.
çünkü Eylül,
sanki hepimiziz..




4 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...