12 Haziran 2016 Pazar

Normal, Ben, Acaba?


Nörolojik muayenemin sonucu mükemmel çıkınca sevgili doktoruma dönüp "Hocam itiraf etmem gerek" dedim. "Aslında ben çok iyiyim de kafamda kuyruğu birbirine değmeden gezen 40 tilkiye bir aslan, bir tırtıl, br kaplumbağa iki tane de muhabbet kuşu -çünkü onlar tek başına sıkılır- eklenince benim dengem bozuldu o da başıma vurdu" dedim.

Kafasını bir sağa bir sola sallayıp muzipçe gülümsedi. "Anlamıştım zaten" dedi. Ben de gülmeye başladım. Laf lafı açtı ve bi anda birbirimize her şeyi itiraf etmiş bulunduk. Tam bileğimizi kesip kan kardeşi olma noktasına gelmiştik ki asistanı içeriye dalıp "Hocam sıradaki hastanız bekliyor" deyince sustuk. "Sana ilaç milaç yok check up amaçlı bu tahlilleri istiyorum bir de bu kitapları oku" diyerek reçeteme sadece kitap yazdı. Teşekkür edip odadan çıktım ve muhabbetin ortasına dalan asistana sahte bir sevimli bakış atarak hastaneden ayrıldım.

Tahlil sonuçlarını göstermeye gittiğimde tavsiye ettiği kitabı çoktan getirtmiş ve hatta yarılamıştım. "Hocam ben toparladım, juice içmeye devam ediyorum, yogaya da baya sardım stres falan kalmadı" diye başladım anlatmaya..Çıkarken beni kapılara kadar geçirdi. Herkese beni gösterip "Bakın bu benim en iyi hastam gel öpücemmm!" diyerek coşkulu bir şekilde uğurladı. Sınıfın birincisi ve hatta birincilerin birincisi olmuşum gibi girdim eczaneye. Tavsiye ettiği B12 dilaltı haplarımı aldım ve hemen ağzıma attım bi tane. Bir yandan dilimin altında erimesini beklerken bir yandan da kutunun üstündeki uyarıları okumaya başladım. "çiğnemeyin, yutmayın" yazıyor. Yani illa ki dilin altında erimesi gerekiyormuş. Ama bende tık yok, erimiyo ki bi türlü!..Hayır yani şimdi doktoru arasam, tam da beni en birinci şekilde yolcu etmişken, ben bunu dilimin altında eritemiyorum dicem gerizekalı olucam..Neyse, biraz daha bekledim. Bu sefer de acıkmaya başladım. Ama o erimeden yemek de yiyemiyorum ki!..Bi an durdum, "acaba?" dedim.."Acaba bu bana çaktırmadan zayıflama hapı mı yazdı?"..Düşünsene dilinin altına koyuyosun, eriyene kadar hiçbir şey yiyemiyorsun ve bir türlü erimiyor..Düz mantıkla resmen zayıflama hapı. E ama ben zayıflama hapına karşıyım..Derken bi baktım erimiş..Böylece ilk günü atlattık işte.

Bu arada kitabı bitirdim. 311 sayfalık kitapta ikinci beyin olarak tanımlanan -ki kitapta 1. beyin diyor yazar- bağırsak sisteminin sağlığı ve direkt olarak etkilediği beyin konusunda bilgiler ve öneriler yer alıyor. Altını çize çize okudum ve hatta önerdiği besinleri alışveriş listeme ekleyip marketin yolunu tuttum.

Israr kıyamet kefir için diyor, hem de keçi sütünden yapılmış olanından. Hemen aldım! Eve gelip bi çalkaladım. Heyecanla açtım ve ilk yudumu almamla birlikte mutfakta ufak çapta bir patlama meydana geldi. Yani 31 senedir kendimi bilirim sanırdım ama bu kadar şiddetli bir püskürtme gücüm olduğunu bilmezdim. Bir yudum kefir oldu mu sana 18 litre! Başka açıklaması olamaz mutfaktaki her noktaya püskürtmüş olmamın! Neyse ki marketten çamaşır suyu da almıştım. Neyse, mutfağın ince temizliği de bu vesileyle aradan çıkmış oldu. Kitapta altını çizdiğim kefir maddesinin bu sefer üstünü çizdik tabii!

Diğer bir madde de kahve, çikolata ve şarapla ilgiliydi. Diyor ki bunlardan düzenli olarak dozunda tüketin. ve hatta inanmazsın ısrar ediyor. İlk ikisinde bende sorun yok eyvallah da şarap konusunda pek bişe yok. Tabii ki hemen alındı bir şişe kırmızı bol aktioksidanlı şarap. Ve hatta madem pazar günü hadi bakalım açalım gündüz niyetine dedik. Bir kadeh içildi ve dünya durdu. Akşama kahvaltı planımız vardı ama suya düştü. Kanepeden kalkamayınca iki adım ötedeki fırına gidip simit ve ekmek alamadım. Acaba kitabı yazan doktorun hain komplosu mudur diye düşündüm. Çünkü "zinhar glutenli bir şey yemeyin" diyor adam. Bana içirdi şarabı ki gidip glutenli ekmek alamadım. Kahvaltıyı hazırladım birkaç saat sonra; ekmeğe sürmeyi planladığım vişne reçeline salatalık turşusu batırıp yedik. Ki turşuyu da kitabın ısrarıyla almıştım; fermente gıdalar yemek lazımmış diye..Neyse bi işe yaradı bari.

İşte tüm bu olanları anlatıyordum ki "ayy bırak bu işleri" dedi Maria. "ben canım ne isterse yiyorum, çok gelirse çıkarıyorum." Şaka yapıyor sandım. Yapmıyormuş, ama neyse ki tedavi görüyormuş. En azından farkında diye düşünürken Alex atladı lafa, "Ben sabahları maydanoz suyu içince günün geri kalanında her şeye hakkım varmış gibi geliyor" dedi. Tam bir şey diyecektim ki Tuna araya girdi "Ben de sabah aç karnına tarçınlı su içince öyle oluyor" dedi. Sustum. Ne dicem ki.."Hepimiz çok aşırı normaliz" dedim. "En azından dürüstüz" dedi Alex. "Evet" dedim. "Ayrıca kefir iğrenç bir şey!" diye ekledim. Normal şartlarda hiçbir konuda anlaşamayan kişilerin hep bir ağızdan "Evet yaa!" demesi mesela çok güzel..

O değil de..

Bu bizim sağlıklı beslenme işi nolucak Hocam?..

* Yukarıdaki isimlerin özenle değiştirilmiş olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Ama onları değiştirsem de kendimi bozmadan bıraktım ;)






3 yorum:

  1. merhaba,
    kitabın adı ne?
    teşekkürler
    özge

    YanıtlaSil
  2. ayyyy şimdi gördüm fotoğrafı :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cevap için yetişemedim ama sen zaten bulmuşsun Özge :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...