27 Mayıs 2016 Cuma

Aslan Halkı / Kitap Özeti


Bu kitabı çok sevdim; ve sanırım her yerini çizdim :)

O zaman buyrun altını çizdiğim cümleler:

* Evrende geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği kucaklamak anlamında sonsuzluğu barındıran frekanslar vardır, fakat gerçek zamansızlık halinde her şey EBEDİ ŞİMDİ'de var olur.

* Senin "ilerleme" dediğin, sadece başka bir zaman bölgesine ve Merkez Nokta'ya başka bir yakınlık derecesine aittir. Merkeze daha yakın zaman bölgesinden olanlar evrenin daha fazla kısmını görüp anlayabilir. Bazılarınız için Tanrılık terimiyle ifade ettiğiniz fikir, mutlak mükemmellik halidir. Halbuki bizim için her şey, bütün zaman bölgelerinin sonsuzluğa yansıdığı Ebedi Şimdi, yani Merkez Nokta'dır; bir'dir. O, sonsuzluğun tümünü kucaklayan bütün diğer zaman bölgeleriyle her an temas halindedir, ne bir başlangıcı ne de bir sonu vardır.

* Bütün mesele insan beynini farklı zaman bölgelerinin, sık sık zamanlar arası bölgeler deneyimleri yaşanan rüyalarda gözlemlendiği gibi yan yana, iç içe var olabileceği olgusunu hesaplayabileceği şekilde programlama meselesidir. "Tanrı her yerdedir" diye bir deyişiniz var. Buradaki "tanrı" kelimesini "zaman" ile değiştirebilirsiniz. Çünkü Dış Zaman'da bütün zamanları kucaklayan, teolojilerinize saygısızlık etmek gibi olmasın ama, tek, hükümdar bir tanrılığı içermeyen bir nokta vardır. Bu nokta daha ziyade tek uyumlu bir düşüncede birleşmiş özlerin ve zekaların bir kompleksidir. (yazar, dünya üzerinde yaşadığımız mikro zamanı "iç zaman"; ebedi şimdi'deki tüm zamanalrın bir olduğu zamanı ise "dış zaman" olarak tanımlıyor)

* Ne yazık ki gezegeninize enkarne olanların çoğu sınırlandırılmış zaman devrelerine hapsolmuş ve o anki refahları, aile yapıları, kişisel hazlar ile fiziksel zevklerle ilgili şeylerin ötesini göremez olmuşlardır. Fakat aranızdan daha çok kişi zamansız hal varoluşunun bilincine vardıkça, bilgi kapıları sizin için açılmaya başlayacak ve bakış açılarınız yavaş yavaş genişleyecektir.

* Eğer birbirinizle savaşmayı, aptalca sınırlar çizmeyi, çok sayıda insanınızı aç bırakmayı, gezegeninizi paylaştığınız diğer hayat formlarına iğrenç bir biçimde davranmayı sona erdirirseniz, bu, daha üstün bir teknolojiyle başınızın üstünde dikilip kuralları çiğneyen herkesi süper ışınlarla yok etmekle tehdit eden bir uygarlık yüzünden değil, yanlış hareketleri niçin sona erdirdiğinizi anladığınız için olmalıdır. Etkili disiplin öz disiplindir; dışardan zorlamak bir şey öğretmez ve yalnızca psişedeki dengesizlikleri derinleştirir. (yazar burada "madem gelecekten geliyorsunuz neden dünyaya yardım edip olumsuz olaylara müdahale etmiyorsunuz sorusunu cevaplıyor. ruh=öz , psişe=varlığın parçalı formda ortaya çıktığı hal olarak tanımlanıyor)

* Zaman lineer değil, eğiktir. Bir durumu iç zaman'da belirli bir noktadan bakarak gördüğünüz için, size sanki psişeniz yolculuğuna geçmişten başlayıp geleceğe doğru ilerlemiş gibi geliyor. Fakat Merkez Nokta'dan bakıldığında siz ve bütün diğer hayat formları Ebedi Şimdi'de yaşarsınız. Zamandan spiral olarak bahsedildiğini de işittim, fakat bu bile yerinde bir benzetme değildir, çünkü spiral sonuçta bir yere doğru gider. Zaman, içinden geçtiği güç alanlarının doğasına, yoğunluğuna ve frekansına göre ortaya çıkan bir enerjidir yalnızca.

* İç zaman ardışıklığı içinde tekamül eden bir öz fragmanının, hala iç zaman sınırları içinde bulunurken Dış Zaman'ın farkına vardığı bir an vardır. Dünya'nız bu döneme yaklaşmaktadır. Bu döneme ulaştığınızda başka zaman bölgeleriyle iletişim yaygın bir uygulama olacaktır. Fakat önce Dış Zaman güçlerini nasıl dizginleyeceğinizi öğrenmelisiniz, ki zamanla bu da olacaktır.

* Gerçek güven yalnızca içerden gelir. Hangi psişik yaşta olursanız olun, Dünya'da sizin için bu zordur. Ancak kendi bireysel özünüzün bu evren içinde kendine has bir kıvılcım olarak bilincine varmakla, bu kıvılcımın koptuğu sonsuz alevle bağlantı kurabilir, böylece korkuyu, güvensizliği yenebilirsiniz.

* Eğer dış zamanın varlığını kabul ederseniz, en çok korktuğunuz şeyleri bertaraf edecek bir kavramı kullanmaya muktedir olursunuz. Bir şey kaçırma korkusu: ün, aile, refah, hepsi başka bir zaman bölgesinde sizin olabilir. Bilinmeyen korkusu: her şeyi bilen Merkez'in bir fragmanısınız, bu yüzden de bilme ve anlama potansiyeli önünüzde uzanır. Ölüm korkusu; yalnızca bir zaman bölgesinden diğerine geçiyorsunuz.

* Şu anda dünyanıza enkarne olmuş birçok öz fragman farklı zaman bölgelerinden ya da evrenin farklı kesimlerindendir. İnsanlarınız arasında "ruh yaşı" diyebileceğiniz şey açısından büyük farklılıklar vardır. Ruh yaşının bir ucunda olgunluk bir ucunda yeni yetmelik vardır; çoğunluk bu ikisi arasında bir yerdedir. Gezegeninizin böylesi geniş bir kozmik deneyim için toplanma yeri haline gelmesinin birçok nedeni vardır; bunlardan biri de, bir sonraki kozmik çağda gerçekleşecek olan zaman bilincinde ileri sıçramadır.

* Olgun bir psişe ya da öz fragmanı, kendisi bir iç zaman bölgesinde rahatsız hissedebilir; çünkü onun değerleri genel tarafından hali hazırda kabul edilenlerden farklı olduğu için, burası onun bakış açısından geridir.

* Birçok ölümcül hastalığın aslında, ölümün, psişenin bilinçaltı yoluyla herhangi bir utanca yol açmadan saygıdeğer bir şekilde ayrılma dileğini gerçekleştirmesi olduğu bilgisi sizin için şok edici olabilir. Ölüm sendromu sizin en büyük ikilemlerinizden biridir. Bir zaman bölgesinden diğerine iradeniz yoluyla zerafet ve huzur içinde geçmeyi öğrenene kadar, uygun çıkış kapıları sunan öldürücü hastalıklar size musallat olmaya devam edecektir.

* Zaman -özellikle Dış Zaman- her şeyin ilacıdır. İç Zaman deneyiminizi kabul etmeyi öğrenin, kendiniz ile Ebedi Şimdi arasındaki mesafeyi kapatın, spiritüel yolda ilerlersiniz..Özetle, zaman, içinde insan ruhunun dinlenip gelişebileceği koruyucu bir kozadır.




12 Mayıs 2016 Perşembe

Kavanoz Notlar


* Bazen gece seni uyutmayan şey sabah uyandığında önemini yitirmiş olur. Gözünü açtığın sahnede yeri yoktur artık. Ve hatta aslında hiç olmamıştır. Dişlerini fırçalayıp ağzındaki köpükleri lavaboya tükürüp başını kaldırdığında aynadaki sen'le gözgöze gelirsin.. "peki bu morumsu pembemsi göz altları ne içindi acaba?".. diye düşünecekken kahve makinesi seni çağırır. Gidersin..

* Bir şeyi "öylesine yapmak" çok güzel değil mi?.. Amaçsız, hesapsız, saatsiz..Öylesine..Yüksek bir yere oturup ayaklarını sallamak gibi..Ağzına 3 sakız birden alıp defalarca balon şişirip patlatmak gibi..Öylesine..

* Bir grup "darısı başınacılar" var. Şimdi onları şikayet edicem size. Bir şey için "hayırlı olsun" dedin mi hemen "darısı başına cınımmm" diye yapıştırırlar cevabı. Peki hayırlı olsun dediğin o şeyi istemiyosan nolucak? "İnşallah, amin" diye cevap versen yalan söylemiş olacaksın. "Hayırlısı" deyip geçsen "istemem yan cebime koy" gibimsi ama "ortada kuyu var yandan geç"imsi saçma bir cevap olacak. Dürüstlüğün gücü adına konuşup "yok cınımm kalsın istemem" desen hiç olmaz. Her türlü sıkıntılı durumlar. Sizi gidi darısı başınacılar sizi!..

* Sevdiğin insanlarla çalışmak çok güzel bir şey. Yok yok hatta çok aşırı güzel bir şey. Düşünsene, normalde bir grup arkadaşın bir yemek ya da kahve buluşması organize edebilmesi için 4 gün boyunca 75 sayfalık whatsapp grup yazışması sürer. Halbuki halihazırda aynı ofiste sevdiklerinle birlikteysen sınırsız kahve keyfi ve yemek için gözgöze gelmek yeterlidir. Bu konuda çok aşırı mutlu ve şanslıyım evet!

* Son günlerde bir güven kayması yaşadım. Kendimi insan sarrafı mı sanmışım nedir pek bi bozuldum güvenim boşa çıkınca. Kendime kızdım. Neden bi bakışta tek bi seferde hemen kimin ne olduğunu anlayamıyorum dedim. Ki bu konularda kendime güvenirdim. Aslında hala da güvenebilirim 1 fire nedir ki di mi? Neyse kendimi burada teselli etmeye devam etmicem. Ama bi dostum "ya kimseye güven(e)meseydin daha mı iyiydi?" diye sorarak beni aydınlattı. Her güne yeni bir dersle devam etmek "hala hayattayım" demek gibi bir şey sanırım..

* "Ben kimim?" sorusuna cevap arıyorsan "Yalnızlık" en büyük yardımcın olabilir. Çünkü, bence yalnızlık karşısındaki duruşun senin kim olduğunu belirler. Yalnızlığından kaçıyor musun? Korkuyor musun? İnkar edip her an etrafına onlarca insan toplamaya çalışıp direniyor musun? Yalnızlık dramasına girip umutsuzca kendini teslim mi ediyorsun? Yoksa yalnızlık gerçeğini kabullenip ve hatta ona kucak açıp içindeki hazineleri keşfedip keyfini mi çıkarıyorsun?..Bana bir cevap verme. Git yalnızlığına anlat.

* Geçenlerde saçma sapan konuşan arkadaşıma "üff ya manyak manyak konuşma" dedim. O an ciddileşti ve saçmalamayı bıraktı. "Manyak kelimesini ne kadar da rahat kullanıyorsun!" diye çıkıştı. "Ne var ki çok mu özel bi kelime neden kullanmicam ki?" diye sordum. O da açıkladı; bu kelime Maniheizm dininin kurucusu filozof Mani'den geliyormuş. Kendisinin de çok saygı duyduğu bir filozof olduğu için öyle ileri geri kullanılması zinhar hoş değilmiş. "Hmm peki o zaman alternatif ne kullanabilirim?" diye sordum cevap vermedi. Ayrıca bu anlattıklarının doğruluğundan da şüpheliyim ama araştıracak zamanım olmadı. Ama bu konu açıklığa kavuşana kadar "manyak" demicem kimseye, onun yerine "kavanoz" demeye karar verdim. Çok hak eden olursa da "kapaklı kavanoz" demeyi düşünüyorum.







9 Mayıs 2016 Pazartesi

Şizofren Notlar


4-3'lük Kulübü'nün kurulduğu ilk günlerdi..
4'ün peşinden koşulan yılların ardından,
3'ü ne kadar da çok sevdiğimizi anlayıp
koşup sarılmıştık 3'lerimize..

***

lacivert elbiseli kızı özlediğimiz,
özledikçe daha da uzağına düştüğümüz günlerde,
ondan geriye kalan
yarısı yenmiş yer fıstıklı çikolatalı pastaya bakıp
tabakta kalan kalorileri sayarak zaman geçiriyoruz.
üstümüzde şeker pembesi elbisemiz..

***

ve dışarıdan bakılınca
ön bahçede top oynama yasağına uyuyoruz..
oysaki haberimiz yok,
ne önden ne yasaktan..
çünkü biz,
arka bahçenin hazinelerini bırakıp
ön bahçeye çık(a)mayız.
değil ki topu alalım elimize..


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...