8 Ağustos 2015 Cumartesi

Cumartesi Notları


* "seçici geçirgen" olmanın hayat kurtardığı bir dünyada yaşıyoruz. seçmek zor. delip geçme ihtimali yüksek ve korkunç.. peki napıcaz? demir perde mi indiricez?.. saçmalamayın çocuklar yaa nerden aklınıza geliyo böyle şeyler!..

* tam istediği gibi hazırladığım bol yağlı bol tuzlu patlamış mısırları dökmeden salona doğru yürümeye çalışırken, "çok önemli bir şey söylicem" dedi. "aa hayırdır inşallah hadi söyle neymiş?" dedim. "eğer hayatımızdaki her insanın bir misyonu varsa; senin misyonun da ben kendimi her anormal hissettiğimde ortaya çıkıp normal hissetmemi sağlamak." dedi. kime göre neye göre diye sorucaktım ki vazgeçtim. bu seferlik öyle olsun. hadi bu da benden olsun! 

* birini tanımanın en iyi yolu nedir? birlikte tatile çıkmak? kızdırmak? birlikte iş yapmak?..
benim bugüne kadar gözlemlediğim kadarıyla en iyi yol "boşanmak". üstelik o kişiden sizin boşanmanız da şart değil. boşanırken nasıl davranıyor izleyin yeter.

* aşka hız sınırı koysak nasıl olurdu acaba? limitlesek. binbir kuralını yazsak?.. AÖKÖ (aşktan ölmektense korkudan ölürüm) kulübü üyeleri bize oscar verirdi di mi? peki o limitleyip, sıkıştırıp kutulara kapattığımız şey "aşk" olur muydu?..

* son zamanlarda sık sık yalnızlık postları görüyorum. herkes küskün. herkes kırgın. normaldir. olur arada. ama "tek dostum kitabım müziğim" kafası nedir ya?.. kitap iyidir, müzik çok güzeldir ama insana insan gerek. hiçbir eşya, hiçbir paragraf ya da hiçbir melodi kalbi seninle çarpan bir dostun, kardeşin, sevgilinin yerini tut(a)maz. rica ederim saçmalamayın. küsün, kırılın, köşenize çekilin tamam. birkaç cilt roman okuyun. üstüne 4536 şarkı dinleyin o da tamam. ama insanlardan vazgeçmeyin. birimiz olmayınca diğerimiz olamıyor ki..

* dürüstlükle öküzlük arasındaki çizgiyi bilir misiniz?.. bilmeyin. ya da bildiklerinizi unutun. pek hoş olmuyor sonra. (kaynakça: been there done that)

* "ben hatalarımla güzelim", "ayy geçen bi hata yaptım sonra karşısına geçip hayran hayran izledim", "o değil de abi ben hatalarımı çok seviyorum yaa ölürüm ben onlara".. nasıl? bi yerlerden tanıdık geliyo mu?..dur cevap verme beni dinle. bana hiç tanıdık gelmiyo şu anda. hatta basbaya uzak.. çünkü tam ortasındayım!.. ve şu anda hiç mi hiç sevmiyorum. daha çok "nasıl yaparım ben bunu hay bin kunduz!" kafasındayım. o yüzden, rica ederim şu sıralar hatalarınla hava atma bana. hazır tam ortasındayım, üstüne bi hata daha eklemek istemem. bilmem anlatabildim mi ;) 

* bu arada, bağımlılık-bağlılık konularıyla ilgilenirseniz bu yazıyı, beslenme ve öğünlerle ilgili de bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. her ikisi de aydınlattı beni.

* son olarak, adonis bile her erkeğe yakışmazken; kendini her şeye yakıştıran insanlar var. bazen güldürüyor; bazen de gülemeyecek kadar şaşırtıyor. neyse, çeşit iyidir deyip kapatalım konuyu :)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...