15 Haziran 2015 Pazartesi

işte bunlar hep "confusing" :)


1) İnovasyon

Sözlük anlamına bakıp "yenilik, yenilikçilik, yenileşim" kelimelerini görünce heyecana kapılan bazı(!) arkadaşlar toplantı odalarını laciverte boyatıp ortamlarda "geçen yine bi inovasyon yaptık.." diye anlatıyorlar. Bununla yetinmeyip lacivert odaların açılışını şampanya patlatarak yapanları sormayın konuyu dağıtmak istemiyorum. İnovasyon iyidir, güzeldir. Ama bu güzelliği sağlaması için ortada gerçek bir inovasyon olması gerekir. Ve bildiğim kadarıyla bir ürünün/hizmetin/sürecin "inovasyon" olarak kabul edilmesi için ekonomik başarı sağlaması gerekir. Yoksa gelsin mor odalar, gitsin pembe kurabiyeler, yaşasın turuncu masalar!

2) Motivasyon

Sözlükte "iç ve dış etkiyle kişiyi davranışa yönlendiren istek" olarak tanımlanan motivasyon, sıklıkla "gaza gelmek"le karıştırılır. Motivasyon için "harekete geçmek" gereklidir ama yeterli değildir. Hareketin ardından gelen devamlılık ve kararlılık olmadığı sürece elindeki gaz ve toz bulutunun patlamasıyla kendini bi anda "o kadar motiveydim ki ne oldu anlamadım" temalı seansın ortasında bulursun. Aynı şey "motive etmek" için de geçerlidir. 09:00-18:00 saatleri arasında çalışanlarına sınırsız "mobbing-değersizlik-iletişim bozukluğu" kokteyli sunan şirketler yıl sonunda düzenlenen motivasyon(!) buluşmasında sahneye Tarkan'ı çıkarmalarına rağmen motive olmayan çalışanları karşısında hayretlere düşerler. Kriz masası oluşturup acil toplanırlar ve muhteşem sonuç çıkar: çare bol yeşillikli piknik!..

3) Tasarım

Sözlükteki ilk anlamı "zihinde canlandırılan biçim, tasavvur"; ikinci anlamı ise "bir sanat eserinin, yapının veya teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn" olarak belirtilir. Yani tasarım için beyin şart. Önce içerde düşünmek, hayal etmek ve üşenmeden bunları bozmayacak şekilde maddeye aktarmak gerek. "Copy Paste" sağolsun, sağım solum önüm arkam tasarımcı! Bu sayede muhteşem(!) takılar, tshirtler, ıvır zıvırlarla dolu her yer. Ve hatta tasarım inovasyonla birleşip mutfağa sıçradı! Zavallı brownie'nin içine girmeyen kalmadı. Piştikten sonra üzerindeki vişneleri kıbleye doğru dizip "mükemmel olmuş" yorumu bekleyen teyzeye "ya ben pek sevmedim" dediğim için "sen ne anlarsın tasarımdan zaten gurme de değilsin çek git!" azarı işitmişliğim var. Rica ederim benzer durumda olanlar işi zirvede bıraksın, tasarlamasın ya da ne bileyim yavaş tasarlasın bi yardımcı olsun bize!

4) Farkındalık

Ustaların "yargısız bir şekilde an'ı deneyimlemek" diye tanımladığı zavallı farkındalık "selin'in dün akşam giydiği etekle ayakkabı aynı ton değildi fark ettin mi?" sorusuna cevap beklemeden eklenen "bu ara çok fazla meditasyon yapıyorum farkındalığım çok yüksek, gözümden hiçbir şey kaçmıyor asistanım bu durumdan çok rahatsız" cümlesinde nesne olarak kullanıyor mesela. Bunun üstüne ne desem bilemedim. Hayat acımasız, soğu ve zalim(!) 

5) Koçluk

Koçluk ülkesine hiç gitmeyip bloglardan gidenlerin seyahat günlüklerini okuyan bazı arkadaşlar(!) herkesten büyük bir ustalıkla saklanan"koçluk açık uçlu soru sormaktır" sonucuna ulaşabiliyorlar. Ceplerine koydukları bu sonucu koçluk ülkesinin 10 yıllık vizesi olarak algılamaları sonrasında muhabbetin 3. dakikasından itibaren talep edilmemesine rağmen "gel ben sana bir koçluk yapayım" havasına girerler. Haftasonu misafirlerine cevizli kurabiye yaptığını ağzından kaçırdıysan hazır ol! Neden ceviz? Neden kurabiye? Peki ne olsaydı cevizli yapmazdın? Cevize ilk dokunduğunda ne hissettin? Tam olarak kurabiyeden beklentilerin nedir? Amacın ne?...Biri beni durdursun :)


2 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...