14 Mayıs 2015 Perşembe

bi kahve?


ben defterime kahvenin fantastik faydalarını yazarken sen kendine bi kahve koy.
hadi başlıyoruz!

* rica ederim "pozitif ol", "ayy bak pozitiften bak", "bak bizim nurdan teyze vardı iki kere pozitif baktı sonra kanatlanıp uçtu" tarzında saçma sapan konuşma. bırak ortada negatif algılanan bir durum varsa hakkı verilsin. ağlayan döksün göz yaşını. kaybettiğinin arkasından tutsun yasını. yani evet bir şeye iyi tarafından bakmak, bunu zamanla avantaja çevirmek değil bana dev şirketlere bile iyi gelen bir şey kabul. ama bu işin bi zamanlaması var. yani özetle, karşında salya sümük ağlayana yumuşacık bi peçete uzat, ve kapa o çeneni lütfen.

* son zamanlarda birçok insan FOMO (fear of missing out) hastalığının pençesinde. türkçeye "ayy bişe kaçırırsam ölürüm" diye çevrilebilir. bu yüzden her dakika mailler, facebook, instagram, periscope hesapları kontrol ediliyor. aman yarabbi ya son dakika bir güncelleme yapılır da berkecan'ın rumelihisarı'nda yediği sucuklu yumurta fotoğrafını görmezsek? ayy tanrı korusun! hepimizde az çok var bu hastalıktan. çok ilerlemeden önlemini almak lazım. işe kafayı rahatlatarak başlayabilirsin. rahat ol dostum; kaçırdığın hiçbir şey ama hiçbir şey yok. dünyada yazılmış tüm kitapları okumak, tüm kadınlarla sevişmek, tüm çikolataları yemek gibi bir ihtiyacın var mı?.. o zaman neden tüm updateler senin için olsun ki? (önceki soruya "evet" cevabı verenler mail atsın tanıdık terapist önerebilirim)

* kendime zamanlar (ç)alıyorum her gün. mesela günde bir kahveyi kimsesiz, yapayalnız, kendimle tek başıma içiyorum. bu sırada telefonumu mutlaka kapatıyorum. (zavallı akıllı telefonlara da yazık 24 saat açık bırakmayın bence) 

* evinde, ofisinde çok eşyan mı var? her şey üst üste alt alta mı duruyor? oturma odasından yatak odana hiç yere basmaya gerek kalmadan gidebilir misin?.. o zaman sana kötü haberlerim var. kendinden kaçıyorsun. yalnız kalmamak için de eşyalardan gizli destek alıyorsun. bi ortam ne kadar sade, ne kadar az eşyalı olursa kendine o kadar yaklaşabilirsin. ama uyarmam gerek; cesaret ister..

* son olarak, unutma ki sen nutella değilsin baby. yani herkesi mutlu etmek gibi bir görevin yok. şimdi bırak o telefonu ve gökyüzüne bak. bu kadar.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...