22 Haziran 2014 Pazar

Tantra / Osho


siz kitabın tek parça durduğuna bakmayın.
oraya buraya taşıyıp çize çize okumaktan paralandı zavallı :)
işte altı çizilenler:

* kayıtsızlık anahtardır. yalnızca kayıtsız olmalısın. o oradadır-bunu kabul et. enerjileri gittikçe daha çok olarak güven ve sevgide topla- çünkü şüphe haline gelebilen enerji, güven haline gelebilen enerji ile aynıdır. şüpheye kayıtsız kal. kayıtsız kaldığın anda işbirliği bozulur, onu beslemezsin. çünkü herhangi bir şey ancak senin ilginle beslenebilir.

* en yüksek dereceye geldiğinde, en derin özüne ulaştığında birden anlarsın ki sen şu ya da bu değilsin. sen hiç kimsesin. sen bir ego değilsin, sadece devasa bir boşluksun. ve bazen oturup gözlerini kapayıp sadece kim olduğunu hissettiğinde nerede oluyorsun? ve daha da derine gidersen korkabilirsin çünkü ne kadar derine gidersen o kadar hiç kimse olmadığını anlarsın. bu yüzden bazı insanlar meditasyondan bu kadar çok korkarlar. meditasyon bir ölümdür. egonun ölümüdür. ve ego yalnızca yanlış bir kavramdır. 

* derin bir aşkta, insanlar delirmekten veya ölmekten korkarlar. olacaklardan korkarlar. uçurum ağzını açar. bütün varoluş açılır ve sen birden oradasındır ve içine düşebilirsin. insanlar aşktan korkar ve sadece cinsellikle tatmin olmayı seçerler. cinselliklerini de "aşk" olarak adlandırırlar. cinselliği kullanarak aşktan uzak durmaya çalışırsın. kendine aşık olduğun hissini verirsin ama aşka doğru ilerlemezsin. 

* gevşek ol. bu sözcüğü unutma. senin içine sızmasına izin ver. böylece her durumda su gibi akabilirsin. su, döküldüğü bardağın şeklini alır. su direnç göstermez. "bu benim şeklim değil" demez. su gibi gevşek kal.

* düşünceler nesnedir, düşünceler kuvvettir ama sana ait değildirler. sana gelirler, bir süre sende kalırlar ve sonra seni terk ederler. nesneler düşüncelerin fiziksel boyutudur; düşünceler de nesnelerin zihinsel boyutudur. bu yüzden birçok mucizeler meydana gelir. eğer bir kişi devamlı olarak seni ve senin başına iyi şeyler geleceğini düşünüyorsa, gerçekleşecektir. çünkü sana devamlı bir güç göndermektedir. hayır duaları bu yüzden işe yarar. eğer zihinsizliğe ulaşmış birinin hayır duasını alabilirsen, dua gerçekleşecektir çünkü hiç düşünce kullanmayan bir kişi düşünce enerjisi biriktirir, bu yüzden söylediği şeyler gerçekleşecektir.

* düşünceler köksüzdür, evsiz serserilerdir. onlar hakkında endişelenmen gerekmez. onları sadece seyretmelisin. eğer gelirlerse, kendini kötü hissetme. onların iyi olmadığına dair küçücük bir duygu bile onlarla savaşmaya başladığın anlamına gelir. 

* şunu hiç unutma, bütün deneyimler hayalidir. sadece deneyimleyen gerçektir.

* bir şeylerin senden düşmesine izin ver. sen onları düşürme. bir şey kendiliğinden, kendi isteğiyle düşerse hiçbir iz bırakmaz. eğer zorlarsan yara izi kalır. 

* gerçek problem düşünceler değil; onlardan etkilenmektir. düşüncelerle savaşma; yalnızca tanık ol. böylece etkilenmeyeceksin.

* küçük öğretilerin esiri haline gelme. insanlar bana gelir ve "biz vejetaryeniz. bu bizi aydınlatmaya götürür mü?" diye sorar. "biz evlenmeme yemini yaptık" derler. bunlar küçük öğretilerdir. birçok şey yaparlar ama hiç ellemedikleri bir şey vardır, bu da kendi varlıklarıdır. dışarıdan gelen bir disiplin gösteriştedir. içeriden gelmelidir. merkezden kenarlara doğru yayılmalıdır. 

* büyük öğreti şudur: sen zaten olabileceğinsin. bunu anla. sen zaten amaçsın. bunun farkında ol. tam şu anda kaderin gerçekleşebilir. neyi bekliyorsun? yavaş adımlara inanma. atla. cesur ol.

* ani bir ışığın, milyonlarca hayatın karanlığını nasıl gidereceği konusunda endişelenme. giderir, çünkü karanlığın yoğunluğu, maddesi yoktur. bir anlık olması ya da binlerce yıldır var olmuş olması fark etmez. yokluk artamaz veya azalamaz. her zaman aynı kalır. ışık ise mevcuttur, bir yer kaplar. karanlık sadece bir boşluktur. aydınlık orada olduğunda karanlık yok olur. aslında karanlık gerçekten ortadan kalkmış sayılmaz çünkü ortadan kalkacak bir şey yoktur. önceden bir şey yoktur. olan sadece ışığın yokluğudur.

* ölmekten korkarak, kendini kaybetmekten ürkerek, teslim olmaya cesaret edemeyerek küçük öğretilerin esiri olursun çünkü sadece onları yönetebilirsin. şunu yememeyi, bunu yapmamayı becerebilirsin. bunları kontrol edebilirsin. büyük öğreti, teslim olmak, kendi kontrolünü bırakıp bütünün seni nereye isterse götürmesine izin vermektir. akıntıya karşı yüzme. kendini nehre bırak. nehir haline gel. ve nehir zaten denize gitmektedir. bu büyük öğretidir.

* sadece bir damla deniz suyunda bütün denizlerin kimyasını bulabilirsin. bir damla deniz suyunu anlayabilirsen bütün denizleri, geçmişi, geleceği ve şimdiyi anlamış olursun. çünkü küçük bir damla, minyatür bir okyanustur. ve sen de minyatür bir biçimde "bütün"sün.

11 Haziran 2014 Çarşamba

Dört Anlaşma


bu kitabı çok sevdim.
ve fark ettim ki yarısının altını çizmişim :)
işte altı çizili cümleler:

* insan, dünyada aynı hatanın bedelini binlerce kez ödeyen tek hayvandır. diğer hayvanlar her yanlışlarının cezasını bir kez çeker. ama biz? bizim çok güçlü belleğimiz var. bir hata yaparız, kendimizi yargılarız, kendimizi suçlu buluruz, kendimize ceza veririz. eğer adalet varsa bu yeterlidir. hatayı bir daha yapmayız. oysa hatamızı her hatırlayışımızda kendimizi yeniden yargılarız, yeniden suçlu buluruz ve kendimizi yeniden canlandırırız. her hatırlayışımızda tekrar ve tekrar, tekrar ve tekrar cezalandırırız.

* hiç kimse bizi kendimizden daha fazla sömüremez, hiç kimse bize kendimizin zarar verdiğinden daha fazla zarar veremez. bize zarar veren, içimizdeki yargıç, kurban ve inanç sistemimizdir. evet insanlar annelerinin, babalarının, karılarının, kocalarının kendilerini sömürdüğünü, kullandığını, suistimal ettiğini söylüyor ama biz bunun çok daha fazlasını kendimize yapıyoruz. içimizdeki yargıçtan daha kötü bir yargıç olamaz. başkalarının önünde bir yanlış yaptığımızda hatamızı kabul etmeyip örtbas etmeye çalışırız. ama kendi başımıza kalır kalmaz, yargıç öylesine üzerimize gelir ki, suçluluk duygusu öylesine güçlüdür ki kendimizi aptal, kötü ve değersiz hissederiz.

* tüm hayatınız boyunca hiç kimse kendinize verdiğiniz zarar kadar size zarar vermedi, sizi sömürmedi. öz-zararınızın sınırı ölçüsünde başkalarının size zarar vermesine izin verirsiniz. eğer birisi size, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. ama sizi, sizden birazcık az sömürdükleri ve zarar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar tolerans gösterir, katlanırsınız.

Birinci Anlaşma: Kullandığın Sözcükleri Özenle Seç


* söz, sadece bir ses ya da yazı sembolü değildir. söz, bir güçtür; kendini ifade etme ve iletişim kurma gücüdür. sözle düşünürsünüz. düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız.

* söz, insan olarak sahip olduğunuz en güçlü araçtır. söz, büyü aracıdır. ama iki yanı keskin kılıç gibi, sözünüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafınızdaki her şeyi de yok edebilir.


İkinci Anlaşma: Hiçbir Şeyi Kişisel Algılama

* bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilliğin en üst düzeydeki ifadesidir. çünkü her şeyin "kendimizle ilgili" olduğunu varsayarız. 

* diğer insanlar merkeze sizi koyan hiçbir şey yapamaz. yaptıkları her şey kendileriyle ilgilidir. herkes kendi rüyasını yaşar, kendi zihinlerinde oluşturduğu rüyayı yaşar. bu rüyalar bizim rüyamızdan tamamen farklıdır.

* birisinin söylediği ve yaptığı şey arasında fark varsa ve siz davranışa değil, söylenene kulak vermeyi seçerseniz kendinize yalan söylemiş olursunuz. kendinize doğruları söyleyebilmek, sizin boş yere duygusal acı çekmenizi engeller. kendinize gerçeği itiraf etmek size acı verebilir ama bu acıyla özdeşleşmeye ihtiyaç duymazsınız.

* gerçeği kabul etmek iyileşmenin başlangıcıdır ve bir süre içinde her şey daha iyiye doğru düzelecektir.

* birisi size sevgi ve saygıyla davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır.


Üçüncü Anlaşma: Varsayımda Bulunma

* varsayımda bulunmanın problemi, varsayımlarımızın gerçek olduğuna inanmamızdır. başkalarının neyi düşündüğüne ya da yaptığına dair varsayımlarda bulunuruz. varsayım teorilerimizi kişisel algılarız. sonra da o kişileri suçlar ve sözlerimizle duygusal zehir saçarak tepki gösteririz.

* her türlü ilişkide başkalarının bizim nasıl düşündüğümüzü bilmeleri gerektiğini, bu yüzden bizim isteklerimizi tahmin edebileceklerini varsayarız. ama beklentimiz gerçekleşmediğinde kırılır, incinir, üzülür "bunu bana nasıl yapabildin? bilmeliydin" diye düşünürüz. varsayımda bulunduğumuz yetmiyormuş gibi karşımızdakinin istediğimiz şeyi bildiği halde yapmadığını da varsayarız. üst üste binen varsayımlarla kocaman bir drama yaratırız.

* başkalarının bizim gibi düşündüğünü, hissettiğini, yargıladığını ve sömürdüğünü varsayarız. insanların en büyük varsayımı budur. işte bu yüzden başkalarının yanında kendimiz olmaktan korkarız. çünkü herkesin bizi yargılayacağını, suçlayacağını, kullanacağını ve sömüreceğini varsayarız. tıpkı kendimizin yaptığı gibi.

* bu yüzden başkalarına bizi reddetme şansı vermeden, biz kendimizi reddederiz. başkalarının bize yapacağı şeyi, bizim kendimize yapmamız daha güvenlidir.

* kendinizi varsayımdan kurtarmanın yolu soru sormaktan geçiyor. iletişimin açık olmasına özen gösterin. anlamadığınız bir şeyi sorun. konu zihninizde netleşene kadar soru sorma cesareti gösterin. o zaman bile durumla ilgili her şeyi bildiğinizi varsaymayın. 

* alışkanlıklarımız ve rutin davranışlarımız içinde varsayımlarda bulunduğumuzu fark etmeyiz bile. bu alışkanlıklarımızın farkında olmak ve bu anlaşmanın önemini kavramak ilk adımdır. ama bu yeterli değildir. bilgi ya da fikir zihnimizde sadece bir tohumdur. fark yaratacak olan şey aksiyondur, bilgiyi hayata geçirmektir.

* pratik yapmak, bir şeyi tekrar tekrar uygulamak iradenizi güçlendirir, tohumu besler ve yeni alışkanlığın yerleşmesi için sağlam bir temel oluşturur. birçok tekrardan sonra bu yeni anlaşmalar ikinci doğanız haline gelir. o zaman sözünüzün büyüsünün sizi kara büyücüden beyaz büyücüye nasıl dönüştürdüğüne tanık olursunuz. beyaz büyücü sözü, yaratmak, vermek, paylaşmak ve sevmek için kullanır.


Dördüncü Anlaşma: Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap

* daima sözünüzü özenle kullanabilmeyi beklemeyin. rutin alışkanlıklarınız çok güçlüdür ve zihninize kazılmış olabilir. ama yine de yapabileceğinizin en iyisini yapabilirsiniz.

* hiçbir şeyi asla kişisel algılamamayı beklemeyin. sadece en iyisini yapın.

* asla bir daha varsayımda bulunmayacağınızı beklemeyin. sadece en iyisini yapın.

* ayağa kalkın ve insan olun. kadın ya da erkek olmanın onurunu hissedin ve cinsiyetinize saygı duyun. bedeninize saygı duyun, bedeninizden haz alın, bedeninizi sevin, besleyin, temizleyin ve iyileştirin.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...