6 Ekim 2014 Pazartesi

İlahi Nizam ve Kainat


bu kitaptan uzun uzun alıntılar yapmak istemiyorum. okuması zor bir kitap. özellikle lise ya da üniversitede sayısal ağırlıklı eğitim almayanlar için bi kat daha zor diyebilirim. konuya hidrojen atomuyla giriş yapıyoruz; gerisini siz tahmin edin :)

çok ayrıntılı bilgiler var kitapta. evrenin öncesi sonrası, ruhlar, bedenler, dinler, tekamül..meraklısı için iyi bir kaynak.

ama bir cümle var ki yazmadan edemedim. kitabın bir yerinde "..öyleyse vicdan, tekamül yolunda insanların en güçlü kaynağı ve kurtarıcısıdır." diyor. bana göre kitabın en önemli cümlesi bu. 

 ve kitapta birçok kere tekrar edildiği gibi, her şey -bizim gözümüze uyumsuzluk gibi görünenler bile- mükemmel bir düzende işliyor.

isteyen okusun, istemeyen bu postu unutsun.
okuması gerekenlerin zaten kaçışı yok ;)


27 Eylül 2014 Cumartesi

Kurtlarla Koşan Kadınlar


okuması zor bir kitap.
ama değer.
kitaptan altını çizdiğim cümleler:

* Gördüklerin ürkütecek seni, biliyorum. Belki kaçıp gitmek isteyeceksin, görmezden geleceksin.  Ama dayan! Hazinen içinde! Ona sahip çık, çalmalarına izin verme!

* Neysen osun. Kendinle yüzleş. Sana öğretilen “sen”le değil de, içinde, içgüdülerindeki “gerçek” sen ile…

* Kendin olmak zor, yıpratıcı, tehlikeli ve riskli… Ama sana dayatılanları yaşamaktansa o riske girmelisin. Unutma hem kalıp hem gidemezsin. Görmen gereken her şeyi gör ve dayan.

* Yaratma yeteneğimiz bize en büyük hediye… Ona zaman ayır, hiçbir şeye değişme! Ve ona saygı göstermeyenlerden uzak dur. 

* Zamanla olacak her şey… Sezgilerine güven… Acele etme… Dinle…


* Küçük kız çocuğunun en büyük yükümlülüğü: kibar ve nazik olmak. Hayır, bu kadar kibar olmak zorunda değilsin. Kendi doğrularını bul. Kendine dönmeye vakit ayır. İşinden, eşinden, arkadaşından, çocuğundan ayrı, sadece senin olduğun, senin için olan bir vakit. 


* Yıkıcı sevgililerden, yıkıcı ilişkilerden, yıkıcı güçlerden uzak dur. Çünkü kimse içindeki canlı enerjiyi bastırmamalı. Alt üst olabilirsin, ama bırak içindeki güç seni düzlüğe çıkarsın. 

 * Hayat enerjini tanı, onu koru, gizil doğasına önem ver. Neysen osun, içinde fısıldayan ne olmak istiyorsa “o” olabilirsin. Kim olduğunu unutma! Sen “sen” oldukça parlayacaksın. Başkaları değil, sen kendi hayatını ele geçirmelisin. 



* Geçmişinden kaçamazsın. Öfkeni yaşa. Tepkini ver. Ama yaratıcı gücünün önüne geçmesine izin verme. Geçmişi geçmişte bırak. Ve devam et.


* Geri dönmek isteyeceksin. O konforlu sandığın alana, alıştığın, bildiğin… Korkma, yüzleş ve devam et… İsteklerin için inat et… Yıkmaktan, bozmaktan, yeniden yapmaktan korkma. Dibe vurabilirsin hayatta. Acı verir, ama yeniden başlayabilmek için en iyi yerdir dip. 



* Kendine gerçeği söyle ve gerçekle yüzleş. 


12 Temmuz 2014 Cumartesi

Bilgelik Takvimi / Tolstoy


biliyosunuz kendisi best friendim olur :) çok seviyorum bu adamı. 
bu kitap onun bir sene boyunda her gün için not aldığı yazılardan oluşuyor.
işte altı çizilenler:

* sizinle diğer tüm canlı varlıklar arasında özel bir bağ olduğu hissine leke süren her şeyi silip atın.

* en büyük mutluluk, kendinizi, geçen bir yılın sonunda, başında olduğundan daha iyi hissetmenizdir.

* hem kişisel iyiliğim hem kişisel kötülüğün tüm dünyaya iyiliği veya kötülüğü yayma gücü bulunur.

* gerçek hayat, zaman ve mekanın dışında mevcuttur. bu nedenle, ölüm hayatın bu dünyadaki görünümlerini değiştirebilir ama hayatın kendisini yok edemez.

* ruhunuzun, ebediyetin farkında olan, ölümden korkmayan bölümüyle yaşamaya çalışın. bilir misiniz, ruhun bu bölümüne sevgi denir..

* üç tip insan vardır. hiçbir şeye inanmayanlar, sadece çocuklukta kendilerine öğretilenlere inananlar ve son olarak, kalpleriyle anladıklarına inananlar. bu son grup en bilge ve en kararlı gruptur.


5 Temmuz 2014 Cumartesi

İlişki Üzerine / Krishnamurti


kitaptan altı çizilenler:

* dini ya da dünyevi kaçışların hepsi aynıdır. kaçışlar da sorunumuzu çözmez. bizim sorunumuz çatışmadır, ama yalnızca bireyler arasındaki çatışma değil, dünyadaki çatışma bizim sorunumuzdur. dünyada olup bitenleri, sayısı gittikçe artan savaşları, yıkımı, sefaleti görüyoruz -bunları durduramazsınız. sizin yapacağınız dünyayla ilişkinizi, avrupa ya da amerika ile değil, karınızla, kocanızla, işinizle, evinizle olan ilişkinizi değiştirmektir. bunlarda değişiklik yapabilirsiniz ve bu değişiklik daha geniş dalgalar halinde yayılır, ama bu köklü değişiklik olmadan zihin huzura kavuşamaz.

* sıkıntıdan kaçışın onu güçlendirdiği açıktır. öyleyse ona yeşermesi için biraz zaman tanıyarak kaçışların farkında olunduğunda o kaçışların farkında olup düşünceyle hiçbir çarpıtma olmaksızın o acı çekişle bütünüyle yüzleşildiğinde, acı çekme sona erer.

* düşünce, ben ve siz imgesini yaratır. benim bir imgem vardır, sizinle olan ilişkim de sizinle ilgili türettiğim başka bir imgedir. imge, resim ya da biçim sizsinizdir, benim sizinle olan ilişkim de o resim aracılığıyladır. ben o resme bağlıyımdır ve o imgeye tutunurum.

* kendinize bakın. beş on yıldır evli olabilirsiniz. kız ya da erkek arkadaşınız olabilir. bilinçli ya da bilinçdışı bir biçimde, genelde bilinçdışı, imgeler yavaş yavaş oluşur. imge, söylenip durarak, yöneterek, bastırarak, hakaret ederek, sahiplenerek, bağlanarak kök salmıştır. bütün olanlar bende sizinle ilgili imgeyi oluşturmuştur. siz de benim için aynısını yaparsınız. biz buna ilişki deriz. sevgi deriz. "seni seviyorum", başka deyişle seni büründürdüğüm imgeyi seviyorum. kulağa oldukça alaycı gelse de değildir; aslında gerçek budur.

* peki beyin neden böyle imgeler oluşturur? çünkü beyin güvenlik arar. beyin bütünüyle güvende olmak için düşünce bu imgeyi yaratmıştır. "ben karımı tanıyorum", "ben onu tanıyorum". başka deyişle onunla ilgili oluşturduğum imge ona bütünüyle sahip olduğum, onun benim olduğu duygusunu yaratır. 

* iki insanın hiçbir imgesinin olmaması en mucizevi şeydir, dünyadaki her türlü mucizeden daha büyük bir şeydir. böyle bir şey olursa, o zaman iki kişinin birbiriyle bütünüyle farklı bir bağı olur. bu da hiçbir zaman kavga etmeme, sahiplenmeme, yönetmeme, birbirini sözcüklerle, tehditlerle, üstü kapalı sözlerle hiçbir zaman biçimlendirmeme demektir.

* ilişkiyi anlayan bir insan için "dışarıdaki" ya da "içerideki" kavramı yoktur. ne yabancı ne de çok yakın insan. ilişki kendini anlama sürecidir, günlük yaşamda da kendini her an anlama, kendinin bilgisine ulaşmadır. kendinin bilgisi bir din, nihai bir son değildir. nihai son diye bir şey yoktur. kaçmak isteyen için böyle bir şey vardır, ama kendinin bilgisini oluşturan katmanların sürekli açıldığı bir ilişkiyi anlama süreci ölçülemez.

* kendinizi ancak günlük yaşamda ilişki içinde tanıyabilirsiniz. çatışmada olduğunuzu bilmiyor musunuz? vücudundaki zehri yadsımayan ve yavaş yavaş ölen bir adam gibi ondan uzaklaşmanın, onu dikkate almamanın yararı nedir?

* yakından başlayıp her sözünüzü, her mimiğinizi, yürüyüşünüzü, yemek yiyişinizi, davranış biçiminizi araştırmalısınız; yargılamadan her şeyin farkında olmalısınız. bu farkındalık sayesinde gerçeğin ne olduğunu ve olanın dönüşüm geçirdiğini bilirsiniz. bu, kurtuluşun başlangıcıdır. kurtuluş, bir son değildir. kurtuluş, zihin özgürleştirildiğinde değil; özgür olduğunda neyin ne olduğunu andan ana anlamaktır.

* yalnızca tek bir köklü devrim vardır. bir başkasından yararlanma gereksinimi ortadan kalktığında bu devrim yaşam bulur. bu dönüşüm bir soyutlanma ya da arzulanacak bir şey değildir. ilişkimizin doğasını anlamaya başladıkça deneyimlenecek bir gerçekliktir. bu köklü deneyime sevgi denebilir. bu, kendimize, dolayısıyla toplumda dönüşüme neden olacak tek yaratıcı etkendir.

* "bu milyonlarca yıldır süregeliyor, ne olmuş, birkaç kişi daha acı çekmiş çekmemiş ne önemi var?" demeyin. bunun olağanüstü önemi var, çünkü bir insan kendini bütünüyle kökten dönüştürdüğünde insan bilincinin tamamını etkiler

22 Haziran 2014 Pazar

Tantra / Osho


siz kitabın tek parça durduğuna bakmayın.
oraya buraya taşıyıp çize çize okumaktan paralandı zavallı :)
işte altı çizilenler:

* kayıtsızlık anahtardır. yalnızca kayıtsız olmalısın. o oradadır-bunu kabul et. enerjileri gittikçe daha çok olarak güven ve sevgide topla- çünkü şüphe haline gelebilen enerji, güven haline gelebilen enerji ile aynıdır. şüpheye kayıtsız kal. kayıtsız kaldığın anda işbirliği bozulur, onu beslemezsin. çünkü herhangi bir şey ancak senin ilginle beslenebilir.

* en yüksek dereceye geldiğinde, en derin özüne ulaştığında birden anlarsın ki sen şu ya da bu değilsin. sen hiç kimsesin. sen bir ego değilsin, sadece devasa bir boşluksun. ve bazen oturup gözlerini kapayıp sadece kim olduğunu hissettiğinde nerede oluyorsun? ve daha da derine gidersen korkabilirsin çünkü ne kadar derine gidersen o kadar hiç kimse olmadığını anlarsın. bu yüzden bazı insanlar meditasyondan bu kadar çok korkarlar. meditasyon bir ölümdür. egonun ölümüdür. ve ego yalnızca yanlış bir kavramdır. 

* derin bir aşkta, insanlar delirmekten veya ölmekten korkarlar. olacaklardan korkarlar. uçurum ağzını açar. bütün varoluş açılır ve sen birden oradasındır ve içine düşebilirsin. insanlar aşktan korkar ve sadece cinsellikle tatmin olmayı seçerler. cinselliklerini de "aşk" olarak adlandırırlar. cinselliği kullanarak aşktan uzak durmaya çalışırsın. kendine aşık olduğun hissini verirsin ama aşka doğru ilerlemezsin. 

* gevşek ol. bu sözcüğü unutma. senin içine sızmasına izin ver. böylece her durumda su gibi akabilirsin. su, döküldüğü bardağın şeklini alır. su direnç göstermez. "bu benim şeklim değil" demez. su gibi gevşek kal.

* düşünceler nesnedir, düşünceler kuvvettir ama sana ait değildirler. sana gelirler, bir süre sende kalırlar ve sonra seni terk ederler. nesneler düşüncelerin fiziksel boyutudur; düşünceler de nesnelerin zihinsel boyutudur. bu yüzden birçok mucizeler meydana gelir. eğer bir kişi devamlı olarak seni ve senin başına iyi şeyler geleceğini düşünüyorsa, gerçekleşecektir. çünkü sana devamlı bir güç göndermektedir. hayır duaları bu yüzden işe yarar. eğer zihinsizliğe ulaşmış birinin hayır duasını alabilirsen, dua gerçekleşecektir çünkü hiç düşünce kullanmayan bir kişi düşünce enerjisi biriktirir, bu yüzden söylediği şeyler gerçekleşecektir.

* düşünceler köksüzdür, evsiz serserilerdir. onlar hakkında endişelenmen gerekmez. onları sadece seyretmelisin. eğer gelirlerse, kendini kötü hissetme. onların iyi olmadığına dair küçücük bir duygu bile onlarla savaşmaya başladığın anlamına gelir. 

* şunu hiç unutma, bütün deneyimler hayalidir. sadece deneyimleyen gerçektir.

* bir şeylerin senden düşmesine izin ver. sen onları düşürme. bir şey kendiliğinden, kendi isteğiyle düşerse hiçbir iz bırakmaz. eğer zorlarsan yara izi kalır. 

* gerçek problem düşünceler değil; onlardan etkilenmektir. düşüncelerle savaşma; yalnızca tanık ol. böylece etkilenmeyeceksin.

* küçük öğretilerin esiri haline gelme. insanlar bana gelir ve "biz vejetaryeniz. bu bizi aydınlatmaya götürür mü?" diye sorar. "biz evlenmeme yemini yaptık" derler. bunlar küçük öğretilerdir. birçok şey yaparlar ama hiç ellemedikleri bir şey vardır, bu da kendi varlıklarıdır. dışarıdan gelen bir disiplin gösteriştedir. içeriden gelmelidir. merkezden kenarlara doğru yayılmalıdır. 

* büyük öğreti şudur: sen zaten olabileceğinsin. bunu anla. sen zaten amaçsın. bunun farkında ol. tam şu anda kaderin gerçekleşebilir. neyi bekliyorsun? yavaş adımlara inanma. atla. cesur ol.

* ani bir ışığın, milyonlarca hayatın karanlığını nasıl gidereceği konusunda endişelenme. giderir, çünkü karanlığın yoğunluğu, maddesi yoktur. bir anlık olması ya da binlerce yıldır var olmuş olması fark etmez. yokluk artamaz veya azalamaz. her zaman aynı kalır. ışık ise mevcuttur, bir yer kaplar. karanlık sadece bir boşluktur. aydınlık orada olduğunda karanlık yok olur. aslında karanlık gerçekten ortadan kalkmış sayılmaz çünkü ortadan kalkacak bir şey yoktur. önceden bir şey yoktur. olan sadece ışığın yokluğudur.

* ölmekten korkarak, kendini kaybetmekten ürkerek, teslim olmaya cesaret edemeyerek küçük öğretilerin esiri olursun çünkü sadece onları yönetebilirsin. şunu yememeyi, bunu yapmamayı becerebilirsin. bunları kontrol edebilirsin. büyük öğreti, teslim olmak, kendi kontrolünü bırakıp bütünün seni nereye isterse götürmesine izin vermektir. akıntıya karşı yüzme. kendini nehre bırak. nehir haline gel. ve nehir zaten denize gitmektedir. bu büyük öğretidir.

* sadece bir damla deniz suyunda bütün denizlerin kimyasını bulabilirsin. bir damla deniz suyunu anlayabilirsen bütün denizleri, geçmişi, geleceği ve şimdiyi anlamış olursun. çünkü küçük bir damla, minyatür bir okyanustur. ve sen de minyatür bir biçimde "bütün"sün.

11 Haziran 2014 Çarşamba

Dört Anlaşma


bu kitabı çok sevdim.
ve fark ettim ki yarısının altını çizmişim :)
işte altı çizili cümleler:

* insan, dünyada aynı hatanın bedelini binlerce kez ödeyen tek hayvandır. diğer hayvanlar her yanlışlarının cezasını bir kez çeker. ama biz? bizim çok güçlü belleğimiz var. bir hata yaparız, kendimizi yargılarız, kendimizi suçlu buluruz, kendimize ceza veririz. eğer adalet varsa bu yeterlidir. hatayı bir daha yapmayız. oysa hatamızı her hatırlayışımızda kendimizi yeniden yargılarız, yeniden suçlu buluruz ve kendimizi yeniden canlandırırız. her hatırlayışımızda tekrar ve tekrar, tekrar ve tekrar cezalandırırız.

* hiç kimse bizi kendimizden daha fazla sömüremez, hiç kimse bize kendimizin zarar verdiğinden daha fazla zarar veremez. bize zarar veren, içimizdeki yargıç, kurban ve inanç sistemimizdir. evet insanlar annelerinin, babalarının, karılarının, kocalarının kendilerini sömürdüğünü, kullandığını, suistimal ettiğini söylüyor ama biz bunun çok daha fazlasını kendimize yapıyoruz. içimizdeki yargıçtan daha kötü bir yargıç olamaz. başkalarının önünde bir yanlış yaptığımızda hatamızı kabul etmeyip örtbas etmeye çalışırız. ama kendi başımıza kalır kalmaz, yargıç öylesine üzerimize gelir ki, suçluluk duygusu öylesine güçlüdür ki kendimizi aptal, kötü ve değersiz hissederiz.

* tüm hayatınız boyunca hiç kimse kendinize verdiğiniz zarar kadar size zarar vermedi, sizi sömürmedi. öz-zararınızın sınırı ölçüsünde başkalarının size zarar vermesine izin verirsiniz. eğer birisi size, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. ama sizi, sizden birazcık az sömürdükleri ve zarar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar tolerans gösterir, katlanırsınız.

Birinci Anlaşma: Kullandığın Sözcükleri Özenle Seç


* söz, sadece bir ses ya da yazı sembolü değildir. söz, bir güçtür; kendini ifade etme ve iletişim kurma gücüdür. sözle düşünürsünüz. düşünmekte kullandığınız sözlerle yaşamınızdaki olayları yaratırsınız.

* söz, insan olarak sahip olduğunuz en güçlü araçtır. söz, büyü aracıdır. ama iki yanı keskin kılıç gibi, sözünüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafınızdaki her şeyi de yok edebilir.


İkinci Anlaşma: Hiçbir Şeyi Kişisel Algılama

* bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilliğin en üst düzeydeki ifadesidir. çünkü her şeyin "kendimizle ilgili" olduğunu varsayarız. 

* diğer insanlar merkeze sizi koyan hiçbir şey yapamaz. yaptıkları her şey kendileriyle ilgilidir. herkes kendi rüyasını yaşar, kendi zihinlerinde oluşturduğu rüyayı yaşar. bu rüyalar bizim rüyamızdan tamamen farklıdır.

* birisinin söylediği ve yaptığı şey arasında fark varsa ve siz davranışa değil, söylenene kulak vermeyi seçerseniz kendinize yalan söylemiş olursunuz. kendinize doğruları söyleyebilmek, sizin boş yere duygusal acı çekmenizi engeller. kendinize gerçeği itiraf etmek size acı verebilir ama bu acıyla özdeşleşmeye ihtiyaç duymazsınız.

* gerçeği kabul etmek iyileşmenin başlangıcıdır ve bir süre içinde her şey daha iyiye doğru düzelecektir.

* birisi size sevgi ve saygıyla davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır.


Üçüncü Anlaşma: Varsayımda Bulunma

* varsayımda bulunmanın problemi, varsayımlarımızın gerçek olduğuna inanmamızdır. başkalrının neyi düşündüğüne ya da yaptığına dair varsayımlarda bulunuruz. varsayım teorilerimizi kişisel algılarız. sonra da o kişileri suçlar ve sözlerimizle duygusal zehir saçarak tepki gösteririz.

* her türlü ilişkide başkalarının bizim nasıl düşündüğümüzü bilmeleri gerektiğini, bu yüzden bizim isteklerimizi tahmin edebileceklerini varsayarız. ama beklentimiz gerçekleşmediğinde kırılır, incinir, üzülür "bunu bana nasıl yapabildin? bilmeliydin" diye düşünürüz. varsayımda bulunduğumuz yetmiyormuş gibi karşımızdakinin istediğimiz şeyi bildiği halde yapmadığını da varsayarız. üst üste binen varsayımlarla kocaman bir drama yaratırız.

* başkalarının bizim gibi düşündüğünü, hissettiğini, yargıladığını ve sömürdüğünü varsayarız. insanların en büyük varsayımı budur. işte bu yüzden başkalarının yanında kendimiz olmaktan korkarız. çünkü herkesin bizi yargılayacağını, suçlayacağını, kullanacağını ve sömüreceğini varsayarız. tıpkı kendimizin yaptığı gibi.

* bu yüzden başkalarına bizi reddetme şansı vermeden, biz kendimizi reddederiz. başkalarının bize yapacağı şeyi, bizim kendimize yapmamız daha güvenlidir.

* kendinizi varsayımdan kurtarmanın yolu soru sormaktan geçiyor. iletişimin açık olmasına özen gösterin. anlamadığınız bir şeyi sorun. konu zihninizde netleşene kadar soru sorma cesareti gösterin. o zaman bile durumla ilgili her şeyi bildiğinizi varsaymayın. 

* alışkanlıklarımız ve rutin davranışlarımız içinde varsayımlarda bulunduğumuzu fark etmeyiz bile. bu alışkanlıklarımızın farkında olmak ve bu anlaşmanın önemini kavramak ilk adımdır. ama bu yeterli değildir. bilgi ya da fikir zihnimizde sadece bir tohumdur. fark yaratacak olan şey aksiyondur, bilgiyi hayata geçirmektir.

* pratik yapmak, bir şeyi tekrar tekrar uygulamak iradenizi güçlendirir, tohumu besler ve yeni alışkanlığın yerleşmesi için sağlam bir temel oluşturur. birçok tekrardan sonra bu yeni anlaşmalar ikinci doğanız haline gelir. o zaman sözünüzün büyüsünün sizi kara büyücüden beyaz büyücüye nasıl dönüştürdüğüne tanık olursunuz. beyaz büyücü sözü, yaratmak, vermek, paylaşmak ve sevmek için kullanır.


Dördüncü Anlaşma: Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap

* daima sözünüzü özenle kullanabilmeyi beklemeyin. rutin alışkanlıklarınız çok güçlüdür ve zihninize kazılmış olabilir. ama yine de yapabileceğinizin en iyisini yapabilirsiniz.

* hiçbir şeyi asla kişisel algılamamayı beklemeyin. sadece en iyisini yapın.

* asla bir daha varsayımda bulunmayacağınızı beklemeyin. sadece en iyisini yapın.

* ayağa kalkın ve insan olun. kadın ya da erkek olmanın onurunu hissedin ve cinsiyetinize saygı duyun. bedeninize saygı duyun, bedeninizden haz alın, bedeninizi sevin, besleyin, temizleyin ve iyileştirin.


29 Mayıs 2014 Perşembe

cesaret


eğer cesur değilsen samimi olamazsın.
eğer cesur değilsen sevemezsin
eğer cesur değilsen güvenemezsin.
eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.
o yüzden önce cesaret gelir.
ve diğer her şey onu izler.

***

cesaret, bütün korkulara rağmen bilinmeyene adım atmaktır. 

***

cesaret, tehlikeli yollarda hareket etmektir. hayat tehlikelidir ve sadece korkaklar tehlikeden kaçınır. ama onlar zaten ölüdür. yaşayan bir insan, gerçekten yaşayan bir insan, her zaman bilinmeyene doğru gider. tehlike vardır ama o bu riski alır. kalp her zaman risk almaya hazırdır, kalp kumarbazdır. kafa ise bir iş adamıdır. kafa her zaman hesaplar; çok kurnazdır. kalp hesapçı değildir.

***

eski olan bildiktir. tanıdıktır. uzun zamandır onunla yaşıyorsun; ona alıştın. yeni olan yabancıdır. dost da olabilir, düşman da. kim bilir? bunu bilmenin tek yolu, ona izin vermektir. yeniyi her zaman büyük bir coşkuyla kabul et. sadece derinden ve bütün olarak kabullenilmiş yenilik seni dönüştürebilir. eğer reddedersen, taş olarak, kapalı ve ölü olarak kalırsın. eğer onu kabul edersen bir çiçeğe dönüşür ve açmaya başlarsın.

***

başkaları "atlamadan önce iki kere düşün!" der. 
ben şöyle diyorum:
"önce atla, sonra istediğin kadar düşünürsün!"

***

22 Mayıs 2014 Perşembe

sezgi


* doğa, bedenin bütün temel fonksiyonlarını yerine getirme görevini içgüdüye vermiş ve hayatı anlamlı kılan şeyleri sana bırakmıştır. çünkü sadece varolmanın, hayatta kalmanın bir anlamı yoktur. hayatına anlam katabilmek için kalbine sezgiyi vermiştir. senin bu sezginden sanat, estetik, sevgi, dostluk gibi olasılıklar ortaya çıkar. bütün yaratma edimleri sezgiseldir.

* gerçek duygu katılımcılıktır, bağlılıktır. o sadece sempati değil, empatidir. bir eylemdir. kalbinde gerçekten bir şey hissettiğin zaman, seni hemen değiştirir ve eyleme yöneltir. kriter budur. duygunun eyleme dönüşmesi gerekir. eğer içindeki duygular sadece duygu olarak kalıp eyleme dönüşmezse, o zaman onun sahte olduğunu anlarsın. o zaman sen sadece kendini ya da bir başkasını kandırıyor olursun.

* mantık tartışır. bir sonuca ulaşmak için muhakeme denen bir süreci yaşar. sezgi ise sıçrar. bu bir kuantum sıçramasıdır. herhangi bir süreci yoktur. hiçbir işlem yapmadan doğrudan sonuca atlar.

* mantığının tükendiği, bir köşede kapana kısıldığın zaman sakın umudunu yitirme. o anlar hayatının en lütuf duyacağın anları olabilir. tam o anlarda sol lob, sağ loba yol verir. işte o zaman kadınsı kısım, her şeye açık olan kısım sana bir fikir verir. eğer onu izlersen karşında birçok kapı açılır. ancak bunları kaçırma olasılığın var; "bunlar boş şeyler" diyebilirsin.

* beyninin sağ lobuna yönel. daha sevgi dolu, teslimiyetçi, güven duyan ve bütüne biraz daha yakın ol. bir ada olmaya çalışma, kıtanın parçası ol.

* sadece zeki olmayan insanların programı vardır. onlar korkar. hayatı olduğu gibi karşılamak içiin yeterince zeki olmadıklarını bilirler. hazır olmaları, prova yapmaları gerekir. henüz soru sorulmadan bir yanıt hazırlamaları gerekir. ve bu sayede aptallıklarını ilan ederler. çünkü sorular asla aynı olmaz. sorular her zaman yenidir.zeka ise, hazırlıksız bir şekilde gerçekle yüzleşmektir. hayatın karşısına hazırlıksız çıkmanın güzelliği inanılmazdır. o zaman hayatın bir yeniliği, tazeliği, akışı olur. hayat sana birçok sürpriz sunar.

* hayat kalptedir. hayat sadece kalp üzerinden gelişir. sevgi, hayat ve tanrısallık sadece kalbin toprağında yeşerir. bütün güzellikler, bütün gerçek değerler, anlamı önemi olan her şey kalpten ortaya çıkar. kalp senin merkezindir. kafa ise çevren. kafada yaşamak, merkezdeki hazinelerin ve güzelliklerin bilincinde olmadan sürekli çeperde yaşamaktır. bu çeper üzerinde yaşamak aptallıktır. sahip kalptir, ve kafa sadece hizmetkardır. zeka budur. kafa sahip olup kalbi unuttuğu zaman, buna aptallık denir.

* sen hayat tapınağına girmeden etrafında dolaşıp duruyorsun. kapı ise kalptir. unutma, bu sıçramayı yapmak zorundasın. düşünceden duyguya geçmelisin. duygu, senin içinde var olan ve sezgi olarak tanımlanan şeye daha yakındır. düşünmek ise, sezgiden en uzak olan noktadır. sana hep başkaları hocalık yaptı. bu, bilgi almaktır. başkası tarafından öğretilmemiş ve içinde yeşeren şey ise sezgidir.

* ne zaman bir ikileme düşsen ve çıkış yolu bulamazsan, düşünme. sadece derin bir düşünmeme halinde bulun ve iç rehberinin sana yol göstermesine izin ver. en başta korkacak ve güven duymayacaksın. ama bir süre sonra her zaman doğru sonuca ulaşınca, her zaman doğru kapıyı açınca, cesaretini toplayacak ve güvenmeye başlayacaksın.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

yakınlık



kitaptan altını çizdiğim cümleler:

* yakınlık seni bir yabancıyla yan yana getirir. bütün savunmalarını bırakman gerekir; ancak o zaman mümkündür yakınlık. ve korkuyorsun; eğer savunmaları, maskeleri bırakırsan kim bilir o yabancı sana ne yapacak? korkuyorsun; o yabancıyla aranda biraz savunma, biraz mesafe tutmak sana kendini daha güvenli hissettiriyor. ya senin zaaflarını, kırılganlığını, incinebilirliğini sana karşı kullanırsa? 

* herkes yakınlıktan korkuyor. bu karmaşık bir sorun, çünkü herkes yakınlık istiyor. aksi halde bu evrende yapayalnızsın; arkadaşsız, sevgilisiz, güvenip yaralarını açabileceğin hiç kimse olmadan. yaralar da açılmazlarsa asla iyileşmezler. gizlendikçe daha tehlikeli olur; kansere dönüşürler.

* gerçek olmaya başla. ilişkinin belki yeterince güçlü olmaması ve buna dayanmayabileceği riskine rağmen..ama o zaman bu ilişki de sürdürülmeye değmez demektir. bu sınavdan geçmesi gerekir. gerçek için her riske gir, ama gerçeği hiçbir şey için riske atma.

* git ve gör! deneme ve yanılma tek yoldur. git ve gör; belki yenilgiye uğrarsın, ama yenilginin içinde bile, şimdi olduğundan daha güçlü olursun.

* eğer ilişki gerçeğe dayanabilirse, bu harika olur. eğer dayanamaz ve ölürse, bu da iyidir çünkü sahte bir ilişki bitmiştir ve şimdi başka bir ilişkiye girmen mümkündür; daha gerçek, daha sağlam, özüne daha çok yaklaşabilecek bir ilişkiye.

* eğer güzel insanlardan korkarsan, aslında derin, yakın bir ilişkiye girmekten korktuğunu unutma. aslında bir mesafede durmak istiyorsun, mesafe olsun istiyorsun ki, gerekirse hemen kaçabilesin. ama bu iş böyle olmaz; aşkın sırlarını böyle öğrenemezsin. tam bir kırılganlıkla içeri girmen gerekiyor. bütün zırhı ve savunmayı bırakman gerekiyor.

* karanlıktan korkuyorsan, gir karanlığa. aşktan korkuyorsan, gir aşkın içine. yalnızlıktan korkuyorsan himalayalar'a git ve yalnız kal. korkuyu bırakabilmenin tek yolu budur. 






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...