26 Ocak 2012 Perşembe

Tanrı ile Sohbet (conversations with god)



Bu kitabı yeni bitirdim. Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitap. Bu konularla ilgili birisi olarak bana en çok ilham veren, kafamdaki soru işaretlerini bir bir yok eden bir başucu eseri olarak yerini aldı. Tüm secret ve benzeri kitaplardan çok önce yazılması ve hepsinden daha açıklayıcı olması beni etkiledi. Zaten Tanrı ile sohbet konsepti tek başına eğlenceli. Ben kitabın orjinali yani ingilizcesini okudum. Daha sonra Türkçe çevirisini de inceledim. Çevirisi de gayet başarılı fakat eğer ingilizce okur yazarlığınız iyiyse orjinalini okumanızı tavsiye ediyorum. Çok daha akıcı,samimi ve ingilizcenin her türlü dil oyunları kullanılmış. Şimdi kitapta altını çizdiğim cümleleri kendimce çeviriyorum:

*Tanrı senin hayat şartlarını yaratmadı; o sadece seni yarattı ve sana güç, yetki verdi. Tanrı hayat sürecini yarattı ve sana özgür seçim hakkı verdi. Yani başına gelenlerin yaratıcısı Tanrı değil; o sadece gözlemci.

*Evrende kurbanlar yoktur; yaratanlar vardır.

*Sana bir şey yapıldığını düşünüyorsan kendi kendine sana verilmiş olan ''yapma-yaratma'' yetkisini yok ediyorsun, kullanılmaz hale getiriyorsun demektir.

*Başımıza gelen tüm kötü şeyler bizim seçimimizdir. Ama buradaki asıl hata onları seçmek değil; onları ''kötü'' olarak tanımlamamızdır. Çünkü onlara kötü diyerek aslında kendimizi yani onları yaratanları kötülemiş oluruz.

*Dünyada yaşanan felaketler spesifik olarak bizim tarafımızdan yaratılmaz. Bizim bu olaylardaki yaratım etkimiz bu olaylardan ne kadar zarar görüp etkilendiğimizle doğru orantılıdır.

*İsa hayattayken bazı insanlara yardım etmiş,şifa vermiştir. Peki İsa neden bazılarını iyileştirmiş diğerlerine dokunmamıştır?..Bu İsa'nın kararı mı yoksa insanların seçimi mi?..Sence İsa bazılarını kurtarıp diğerlerinin acı çekmesini mi istemiştir?..

*Hayatın senin yaptığın ya da yapmadığın seçimler yüzünden şimdi olduğu gibidir.

*Tesadüf diye bir şey yoktur. Hiçbir şey kazara olmaz.

*Düşünce her şeye hayat veren tohumdur.

*Tanrı'nın çocuğu olduğunu, onun bir parçası olduğunu hatta ondan farksız olduğunu kabul etmek zorundasın. Bu en büyük kuraldır.Bu kural senin yaratıcı olduğun anlamına gelir.

*Yarattığım şeylerden keyif al,onları kutla,kendini kutla mutlu ol!..Yarattığın bir şey seni rahatsız ettiyse onu da kutsa ama sonra basitçe değiştir. tek yapman gereken yeniden seçmek.

*Kendini negatif düşünürken yakaladığında tekrar düşün. Çıkmaz bir yolda olduğunu düşündüğünde yeniden düşün. Bunun işe yaramadığını düşündüğünde yeniden düşün. Nasıl düşündüğünü düşün. Bu konuda kendini eğit.

*Bugüne kadar sevdiğin, hoşlandığın şeyler hep kötüymüş gibi öğretildi sana. Para, seks, eğlence..Tutkuların da kötü olduğunu düşündün. Bir zamanlar kötü sayılan tutkulara kapılanlar daha sonra dindar olma tutkusuna sarıldılar yani bir tutkudan diğerine geçtiler. Bu doğru bir şey değil. Bir tutkudan kurtulmak için diğerine tutunma. Bir şeye tutkuyla mı bağlısın?..Sadece düşün sana hizmet ediyor mu?..Ediyorsa sorun yoktur.

*Tutku ile Beklenti çok karıştırılan iki şeydir. Eğer aşıksan ve sadece o aşkı iliklerine kadar yaşıyorsan bu tutkudur ve güzeldir. Kendin olmana, kendini ifade etmene yardım eder. Fakat aşıksan ve karşı taraftan beklentilerin varsa bu tutku olamaz. Bu sadece beklentidir.Ve bu beklenti mutsuzluğunun sebebidir.

*Eğer hiç tutkun yoksa, bu bir hayatın olmadığı anlamına gelir.

*Tanrı'nın gücü sana yetki vermek yani seçim şansı sunmaktır. Memnun olmadığın her ne varsa tekrar seç!

*İnsanlar hep başkaları aracılığıyla kendilerini sevmeye çalışıyorlar. Biri seni severse sen kendini sevilebilir bir insan olarak göreceksin ve sen de seveceksin. Bu çok yanlış. Bunun için başkasının sevgisine ihtiyacın yok. Önce kendini sev.

*Senin her düşüncene, her cümlene karşılık olarak evren ''evet öyledir'' (and so it is..) der. Yani sen ''başarısızım'' dediğinde ''evet öylesin'' cevabını verir ve sen o durumu yaşarsın. Bu noktada ilginç olan şey ''başarılı olmak istiyorum'' dediğinde de ''evet öyle'' cevabını verir ama bu seni asla başarıya götürmez. Sadece başarı isteme halini sürdürür. Bu durumu düzeltmek için ''ben başarılıyım'' demelisin, buna inanmalısın. Eğer kafan karışıyorsa en azından ''başarı bana geliyor, her adımda ona yaklaşıyorum'' demeyi dileyebilirsin. unutma düşünceler çok güçlüdür, ağzından çıkan sözcükler de!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...