17 Ocak 2011 Pazartesi

DUYGUSAL İYİLEŞME (OSHO)


*Diyelim ki biri sana hakaret etti ve sen de öfkelendin. Sen kendinin öfkelenmeye başladığını düşünüyorsun ama bilimsel olarak ifade etmek gerekirse diğer insanın yaptığı hakaret sadece bir uzaktan kumanda görevi görüyor. Sana hakaret eden kişi senin davranışını yönetiyor. Senin öfken onun elinde; sen bir kukla gibi davranıyorsun.



*Zihin bir mekanizmadır. O sen değilsin. O dışarıdan gelen şeyleri kaydeder, sonra dışarda gelişen olaylara bu kayıtlara uygun olarak tepki verir. Bir Hintli ve bir Müslüman, bir Yahudi'yle bir Hıristiyan arasındaki tek fark farklı gramofon kayıtlarına sahip olmalarıdır.


*Neden her çocuk ana rahminden çıkarken annesine büyük bir acı verir? Neden her çocuk ağlayarak dünyaya gelir? Çünkü rahim onun evidir; onun evi elinden alınmaktadır, dünyası yıkılmaktadır. Aniden kendisini yabancı bir dünyada yabancı insanların ortasında bulur.

*Bastırmak seni sahte bir hale getirir. Bastırmakla öfke, cinsellik, açgözlülük ortadan kalkmaz. Sadece etiketleri değişir. Onlar bilinçaltına girerler ve oradan çalışmaya devam ederler. Yeraltına inerler. Psikanaliz hareketinin amacı bu şekilde gizlenmiş olanı yüzeye çıkarmaktır. O bir kere bilince ulaştığında ondan kurtulabilirsin.

*Ben sana ve senin doğana güveniyorum. Ben hayvan doğasına güveniyorum. Eğer doğanın kendi yolunda gitmesine izin verilirse; evet bazen öfke olacaktır ve bazen de sesler yükselecektir ama bunda yanlış bir şey yoktur. Bu insancıl bir şeydir ve güzeldir. Ama hiç savaş olmayacaktır. Psikologlar tüm silahların penise benzediğini söyler. Bir kadının bedenine giremediğin için bir başkasının bedenine kılıçla girersin. Kılıç, penisle ilgili bir semboldür. Geçmişte askerlerin seks yapması yasaktı. Bu şekilde tüm cinsellik enerjilerini savaşta kullanabilirlerdi.

*Bir gün köpek kendini hasta hisseder ve hiçbir şey yemez. Bu doğaldır. O yemez çünkü istemez. Kendi duygusu ile hareket eder. Bir kuralı takip etmez. Oruç tutmayı bilmez. Gidip ot yer ve kusar; otlar onun kusmasına yardımcı olur. Kimse ona öğretmemiştir. Yemek istediğinde yer, istemediğinde yemez. İşte ben gerçek hayat diye buna derim. Bazen canın yemek istemiyorsa yeme. Ben oruç tutmaya karşı değilim, ben oruç tutmanın felsefesine karşıyım. Her pazar oruç tutmayı bir kural haline getirme. Bu aptalcadır. Bazen cuma canın bir şey yemek istemeyebilir o zaman ne yapacaksın? Kendini yemek yemeye zorlayacaksın çünkü günlerden cuma.

*Unutma öfkeli olamayan biri seven biri de olamaz. Güller sadece dikenleriyle büyüyebilir. Ateşli bir şekilde öfkeli olamazsan, ateşli bir aşık da olamazsın. Çünkü sıcak olamazsın, donmuş olursun.

*Öfkelendiğinde sadece öfkelen. Bunun bir meditasyon olmasına izin ver. Kendini odana kapat. Kendi başına otur ve bırak öfke gelebildiği kadar gelsin. Eğer içinden vurmak geliyorsa bir mindere vur. Canın ne yapmak istiyorsa yap; minder asla karşı çıkmayacaktır. Eğer istersen bir bıçak al ve öldür onu. Bunun muazzam faydası olur.Onu döv, ısır, fırlat, at..Komik, aptal gibi hissedeceksin ama öfke komiktir; bununla ilgili bir şey yapamazsın. O nedenle bırak olsun. Onu bir enerji olgusu olarak kabul et. Eğer kimseye zarar vermiyorsan bunda yanlış bir şey yok. Sonra bütün gün ne oluyor izle. Daha sakin olacaksın çünkü öfke haline gelebilecek enerji atılmıştır.

*Bazen o kadar üzgünsündür ki kelimeler onu taşıyamaz; sana gözyaşları yardımcı olur. Kadınların erkeklere göre daha az delirmesinin nedenlerinden biri de budur çünkü onlar her an ağlamaya , gözyaşı dökmeye ve bir şeyleri fırlatmaya hazırdır. Onlar her gün geçici olarak delirirler. Erkek biriktirmeye devam eder ve bir gün patlayıverir, hem de toptan!..Kadınlar ise perakende olarak delirir ve bunu her gün parça parça tüketmek daha akıllıcadır. Neden biriktiresin ki?..Erkekler kadınlara göre daha fazla intihar ederler. Kadınlar intihar etme konusundan daha fazla bahsederler ama buna daha az kalkışırlar. Erkek bastırmaya devam eder. Ve her şeyin bir limiti vardır.

*Duyguların rahat bırakılması, serbest kalması gerekir. Kendini ağlamaklı hissettiğinde ağlamalısın, gülmek sitediğinde gülmelisin. Bu bastırma saçmalığını bir kenara bırakmak zorundasın. İfade etmeyi öğrenmek zorundasın çünkü sadece hislerin, duyguların, hassaslığın aracılığı ile iletişimin mümkün olduğu o titreşime ulaşabilirsin.

*Kendinle ilgili sabit ve kesin fikirlere sahip olma. İdealleri bir kenara bırak. Eğer cesur bir adam olma idealini taşıyorsan korkak olmak çirkin bir şey gibi gözükecektir. Ama korkaklık bir gerçektir; ideal ise sadece bir idealdir, zihnin fantezisinden ibarettir. Fantezileri gerçekliğe kurban et, tüm ideallerden vazgeç. O zaman hayat tekrar bütünsel bir hale gelmeye başlar. Reddedilmiş tüm parçalar ait oldukları yere dönmeye başlar ve bastırılmış olanlar yüzeye çıkar. Artık parçalanmıyorsun. Örneğin eğer ben kendimi '''nazik'' bir insan düşünüyorsam, öfke duyguları ortaya çıktığında kendime öfkelenmek için izin vermem çünkü nazik insanlar öfkelenmezler.

*Öfkeni bastırırsan onu biriktirmeye başlarsın. Sonra öfke gelip giden bir şey olmaktan çıkar; benliğinin bir parçası olmaya başlar. Artık birinin onu kışkırtmasını beklersin. En ufak bir kışkırtmada ateş alır ve sonra ''İstemeden yaptım.'' diyeceğin şeyler yaparsın.

*An be an yaşayan insan bazen öfkeli, bazen neşeli, bazen mutlu, bazen mutlu olur. Ama onları uzun süre taşımayacağından emin olabilirsin. Çok kontrollü ve benliğinde herhangi bir duygunun ortaya çıkmasına izin vermeyen bir insan tehlikelidir. Eğer ona hakaret edersen öfkelenmez, içinde tutar. Yavaş yavaş o kadar çok biriktirir ki sonunda gerçekten kötü bir şey yapar.

*Bazı anlarda öfkeliyim, bazı anlarda üzgünüm, bazı anlarda kıskancım, bazı anlarda neşe doluyum. An be an gerçekleşen her şey kabul ediliyor. Ancak o zaman bir olursun ve bu birlik anlaşılması gereken en temel şeydir.

*Evet korkaklık sana acı verir, öfke sana acı verir bunlar negatif duygulardır. Ama huzura acı dolu olanı reddederek değil ancak onu kabul ederek ve içinde eriterek ulaşılabilir. Onu reddettikçe daha da küçülürsün ve gücün giderek azalır. Sürekli bir iç savaşın içinde olursun. Bir elinin diğeriyle savaştığı, sadece enerjini tüketen bir iç savaş.

*Psikolojik acı senin kendi kendine yarattığın bir şey. Acı veren şey korkaklık değil, senin korkaklığın yanlış bir şey olduğuna dair fikrin. Belli bir egoya sahipsin ve bu ego korkaklığı kötüleyip duruyor. Korkaklık orada duruyor. Onu kabul edemiyorsun, onu reddederek yok olmasını da sağlayamıyorsun. Eninde sonunda onunla başa çıkman gerekir. Tekrar tekrar ortaya çıkacak ve huzurunu bozacak. Tek yolu korkunun ta içine girmektir.

*Reddetmek yerine korkuya izin ver. Korkudan titremeye izin verirsen içinde acı yerine büyük bir enerjinin yükseldiğini göreceksin. İşte bedenin tam olarak yapmak istediği şey buydu. Neden korku hissederken vücut titremeye başlar? Titreme kimyasal bir süreci tetikler, enerji salınmasına yol açar. Seni savaşmaya ya da kaçmaya hazırlar. Enerji patlamasına yol açar ve sen titremeye başlayınca ısınırsın.

*Korkunla savaşıp duruyorsun. Onu kabul et. Ne olduğunu gör. Sadece sessizce otur ve onu kabul et. ''Benim korkum var, bu durumda ben korkuyum'' de. Sen ''Ben korkuyum'' derken özgürlük aşağı inmeye başlar. Kabul ediş tamamlandığında özgürlük de sana erişir.

*Eğer depresyondaysan öyle ol, herhangi bir şey yapmana gerek yok. Ne yaparsan yap onu depresyon yüzünden yapmış olacaksın, o da daha fazla kafa karışıklığına neden olacak. Tanrı'ya dua edebilirsin ama bunu o kadar depresyonlu bir şekilde yaparsın ki sonunda zavallı Tanrı'yı bile depresyona sokarsın. Bunun güneşin doğuşu ve batışı ile aynı olduğunu düşünebilirsin. Sonra tekrar doğacak ve tekrar batacaktır. Herhangi bir şey yapmana gerek yok.

*Sen kendine ''Depresyonda olmamam gerek.Bu sen değilsin. Bu senin imajına aykırı. Senin üzerinde leke gibi. Oysa ne güzel bir kızsın. Neden depresyondasın?..'' diyorsun. Anlamaya çalışmak yerine yargılıyor, ayıplıyorsun. Depresyon (depression) öfkenin negatif halidir. İngilizce'de bastırılmış (pressed) kelimesinden geliyor. Bir şeyleri içinde bastırıyorsun. Öfke çok bastırıldığında üzüntüye dönüşür. Belli şeylere, belki de çocukluğundaki bazı şeylere öfkelenmiş olmalısın ama onları ifade etmemişsin. Bu da depresyona yol açmış. Bunu anlamaya çalış. Önce neden depresyonda olduğuna bir bak..İyice, derinlemesine baktığında öfkeyi göreceksin. Onun akmasına, öfkenin gelmesine izin ver. Öfke bir kere ortaya çıktıktan sonra depresyonun ortadan kalkacak. Bazen gerçek öfkeden sonra insanın kendisini çok iyi, hayatta hissettiğini hiç mi gözlemlemedin?..

*İnsanlar başka herkes hakkında son derece uyanıktır. Sen diğer insanların komik eylemlerine kolaylıkla gülebilirsin. Ama hiç kendin için güldün mü? Sen hiç kendini komik bir şey yaparken yakaladın mı? Sen kendini bütünüyle izlenmemiş halde tutarsın, senin tüm gözlemin diğerlerine yönelir ve bunun hiçbir faydası yoktur. Bu gözlem enerjisini kendi varlığına dönüştürmek için kullan.

*Ölerek uykuya dal. Gece uyumadan önce sadece beş dakikalığına yatağında ölmekte olduğunu hissetmeye başla. Her gece..Bir hafta içerisinde bu hissin içine girebileceksin ve ondan keyif alacaksın. Bedenden ne kadar çok gerginliğin kaybolacağı seni şaşırtacak. Bırak tüm ben ölsün, ölürken uykuya dal ve sabah çok taze hissedeceksin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...