24 Aralık 2010 Cuma

Aşk Özgürlük Tek Başınalık (OSHO)


*Kendini seven insan gerçek aşka adım atmış olur.Bu sessiz bir göle taş atmaya benzer: Önce taşın etrafında, hemen yakınında daireler oluşur.Ve sonra yayılmaya devam ederler; en uzak kıyıya ulaşırlar.

*Ve eğer kendini seversen görüp şaşıracaksın: Başkaları da seni sevecek. Hiç kimse kendini sevmeyeni sevmez. Sen bile kendini sevmiyorsan başka kim o zahmete girer ki?..

*Kendini değil de başkalarını seversen, sevgin başkalarına odaklanırsa karanlıkta kalırsın. İlk önce ışığı kendine çevir, kendi kendini aydınlat.Bırak ışık içindeki karanlığı, zaafları dağıtsın.Bırak aşk seni güçlendirsin.Ve ruhun güçlendiği anda ölmeyeceğini bilirsin, ölümsüz olursun, sonsuzluğa erişirsin. Aşk sana sonsuzluğu tattırır. Aşk zamanı aşabilen tek deneyimdir.

*Sen ev sahibisin, Tanrı senin misafirin.Seni seçti, seni yaratarak sana olan sevgisini gösterdi. Seni kazara yaratmadı; belli bir potansiyel, belli bir kader, belli bir hedef ile yarattı.

*Bir düşmanla göz göze gelmekten hoşlanmayız; ancak sevdiklerimizin gözlerinin içine bakabiliriz. Kendini sevmiyorsan kendi gözlerinin içine, kendi gerçeğine bakamazsın.

*Mutluluğu ile yakından ilgili biri başkalarının mutluluğuyla da ilgilenir, ama onlar için değil. Aslında o kendini düşünür, o nedenle onlara yardımcı olur. Eğer dünyadaki herkese bencil olmaları öğretilse tüm dünya mutlu olacak.

*Aşk acı veriyor çünkü mutluluk yolunu açıyor. Değişime yol açıyor. Aşk bir mutasyon. Her türlü değişim acı verir çünkü yeni uğruna eski geride bırakılır.Eski olan tanıdıktır, güvenlidir; yeni olan tamamen bilinmezdir. Bu bilinmezlik insanı çok korkutur.

*Aşk gökyüzüne benzer. Aşık olmak kanatlanmaktır. Ama elbette uçsuz bucaksız gökler insanı ürkütür.

*Altını saf hale getireceksen ateşten geçireceksin. Aşk ateştir.

*Aşk acısı çekmek yaratıcıdır; seni daha üstün bilinç düzeylerine taşır.

*Aşk kapıyı çalınca aşık olmak için yapılacak tek şey egoyu bir tarafa kaldırmak. Elbette acı verecektir. Yaşam boyu üzerinde çalıştın, bu eseri yarattın- bu çirkin egoyu, ''ben yaradılıştan ayrı duruyorum'' fikrini.

*Birlikte ol ama birbirini ezmeye çalışma, sahip çıkmaya uğraşma ve karşındakinin bireyselliğini mahvetme.

*Aşk asla şüphelenmez, asla kıskanmaz.Aşk asla diğerinin özgürlüğüne karışmaz. Asla kendi isteğini diğerine zorla kabul ettirmez. Aşk özgürlük sunar ve bu özgürlük ancak ilişkide mesafe varsa mümkün olur.

*İnsanlar kendilerini yalnız hissediyorlar; birilerinin bu yalnızlığı gidermesini istiyorlar.Buna aşk diyorlar. Evet, gerçek aşk olma ihtimali var ama bu ancak kimseye ihtiyaç duymadığında başına gelir. Kendi kendine yettiğinde, yalnızken gayet mutlu olduğunda..işte o zaman aşk mümkündür. Ama o zaman da karşındakinin aşkının gerçek olup olmadığını bilemezsin. Sadece tek bi şeyden emin olabilirsin: kendi aşkının gerçekliğinden..

*Eğer diğeri senin için ihtiyaçsa ancak onu kullanabilirsin, sömürebilir, baskı altına almaya çalışabilirsin; ama sevemezsin.

*Aşk kıskançlığı bilmez, tanımaz. İncinen egodur, rekabete giren egodur. Devamlı didişip durur. Hırslı olan ve başkalarından üstün özel biri olmak isteyen egodur. Kıskançlık hissedip sahiplenen de egodur; çünkü ego ancak sahiplenerek var olabilir.

*Ancak kendi benliklerinde, açıklıklarında, kendi ışıklarında yapayalnız kalanlar, kendi ışıklarını ve zenginliklerini keşfedenler gerçek imparatordur. Tüm evren onlarındır. Fethetmeleri gerekmez; zaten fethedilmiştir.

*Yeryüzündeki tek günah kendini unutmaktır. Ve bütün güzelliği ile kendini hatırlamak tek erdem, tek dindir.

*Yalnızlıktan kurtulmak için girilen her çaba bugüne kadar hep boş çıktı ve bundan sonra da çıkacaktır. Sana gereken yalnızlığını unutturacak şeyler değil; tek başınalığın farkına varmandır. Ve bunu yaşamak öyle güzeldir ki, sana kalabalıktan ve hayatındaki kişiden özgür kalmanı sağlar. Yalnızlık korkunu yenip seni özgürleştirecek olan budur.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Korku (OSHO)


*En temel korku ölüm korkusudur. Diğer tüm korkular sadece temel korkuyu yansıtır.

*Herkesin özel olmaya çalışmasının altında gizli bir arzu, bilinçaltında bir umut, bir sebep yatar. Ama bu son derece saçmadır. Sadece dön ve çok güçlü olan yüzlerce kral ve kraliçeye ne olduğuna bir bak. Ölümün karşısında herkes güçsüzdür.

*Korkunu bir kenara bırakmanın tek bir yolu var:tüm enerjini özel olmak yerine kendin olmak için harcamalısın.

*Ölüm korkusu = zaman korkusu. Çünkü ölüm zamanı durdurur. Bu korku yaşanmamış bir yaşam korkusudur.Eğer yaşamını doyasıya sürdürürsen korkmazsın. Ölüm bugün bile gelse hazırsındır. Hatta ölüme kucak açarsın, çünkü karşına yeni bir fırsat gelir, yeni bir kapı,bir gizem çözülür.

*Ve yaşamın ne olduğunu bilen bir adam için, ölüm yaşamın nihai kreşendosudur.

*Öyleyse ne yapmalı?..Daha çok yaşa!..Daha yoğun yaşa!

*Korkunun kendisi acizdir; hiçbir gücü yoktur.Sadece ona inanmak istersin, bu onun tek gücüdür. Sevgi doğurur, sevgi yaratıcıdır; korku etkisizdir. Hiçbir şey yaratmamıştır. Hiçbir şey yaratamaz çünkü varlığı yoktur. Ama tüm yaşamını yok edebilir, seni karanlık bir bulut gibi sarabilir, tüm enerjini tüketebilir.

*Bilmek korkusuz olmaktır,sevgi dolu olmaktır. Bilmek Tanrı olmaktır, ölümsüz olmaktır.

*Terk edilme korkusu yaşıyorsan bil ki sen dünyaya yalnız geldin. Dün de buradaydın, o olmadan gayet iyi gidiyordun,midende düğümler olmadan. Yarın eğer bu insan giderse.. Düğümlere ne gerek var? Sen zaten bu insansız nasıl olacağını biliyorsun ve tekrar yalnız olabileceksin.

*Korkularından vazgeç :çocukluğunda o korkuları farkında olmadan aldın; şimdi bilinçli bir şekilde onları bırak ve olgunlaş. O zaman yaşam, sen olgunlaşmaya devam ettikçe derinleşmeyi sürdürecek bir ışık olabilir.

*''Korkumun altında canlı canlı gömüldüğümü hissediyorum.'' diyorsun.Herkes aynı durumda. Sen şanslısın; bunun farkına varmışsın. Eğer farkındaysan, bundan kurtulabilirsin. Değilsen, kurtulma şansın yok.

*İyice bak, anlamaya çalış.Korku duyduğun her an, nereden geldiğine dikkat et. Sonra da olayın anlamsızlığına bak.

*Neden korkuyorsun?..Doğduğunda çıplaktın. Yanında banka hesabı da getirmedin, ama korkmuyordun. Dünyaya çıplak geldin,bir imparator gibi giriş yaptın. Bir imparator bile dünyaya bir çocuk gibi giremez. Aynı şey ölüm için de geçerlidir.Bu ikinci doğumdur; tekrar çocuk olursun. Aynı masumiyet, aynı çıplaklık ve aynı sahiplenmeme. Korkacak neyin var?..

*Neden insanlar bütün gün televizyon izler? Bu insanlar belli ki kendileriyle ilgili hiçbir şey bilmiyorlar.Onlar televizyon izleyerek kendilerinden kaçıyorlar. Televizyon bir yedektir; aksi takdirde ,bu kadar boş zamanın varsa, içine bakmalısın ve bu da bir korkudur.

*''Biri bana yaklaştığında neden korku hissediyorum?'' diye sormuşsun. Radyo dinliyorsun, televizyon izliyorsun,gazete,dergi,hikaye herhangi bir şey okuyorsun ama içsel boşluğundan sürekli kaçıyorsun.Asla yanına yaklaştırmıyor; onunla yüzleşmiyorsun. Sebep bu.

*Korkuya derinden bağlı insan her zaman aşık olmaktan korkar. Çünkü o zaman kalbin kapıları açılacak ve diğer kişi içeri girecektir ve o kişi düşmandır.Sartre ''Diğeri cehennemdir.'' der. Sevgililer başka bir gerçekliği bilirler: diğeri cennettir. Sartre derin bir korku, kaygı, keder içinde yaşıyor olmalı.

*Korkan bir insan öyle çok kapanır ki etrafa titreşimler yayar ve insanları kendine yaklaştırmaz.

*Neşe tüm korkuların panzehiridir. Daha çok eğlen, daha çok gül, daha çok dans et..Küçük şeylerin tadını çıkar.Çok küçük şeylerin..Yaşam küçük şeylerden ibarettir ama toplamı muazzamdır.

*Her sabah büyük bir karar, kesinlik, netlikle kendine bugünün harika bir gün olacağına ve onu doyasıya yaşayacağına dair bir söz vererek uyan. Ve her gece yatağa uzandığında, bugün ne kadar harika şeyler olduğunu hatırla. Sadece hatırlamak onların yarın tekrar gelmesine yardımcı olur.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Beden ile Zihni Dengelemek (OSHO)


Bu kitabı elime aldım ve bırakamadım.Kısaca özetlersem:

*Toprağa bak ve sonra kendi bedenine bak.Bundan büyük mucize olur mu?Daha ne mucizesi bekliyorsun?..Mucizeyi her gün izliyorsun.

*Basit metalleri altına çevirmeye uğraşan simyacıları duymuşsundur.Bedenin çok daha iyisini yapıyor.Senin içeri atıp durduğun ıvır zıvırı kana,kemiğe dönüştürüyor.

*Bedeni dinlersen sorunların %99'u yok olup gidecek.Kalan %1 gerçek sorunlar değil;ancak kazalar olacak.

*Beden minyatür bir evren..

*Tek görevin mutlu olmak.Mutlu olmayı ibadet haline getir.Mutlu değilsen her ne yapıyorsan orada bir terslik var ve ciddi bir değişime ihtiyaç duyuluyor demektir.

*İnsanlar hep mutsuz olmayı seçiyor.Bunun için de çok mantıklı, geçerli nedenleri var.Eğer mutsuzsan bunun karşılığında bir şey elde ediyorsun.Daha çocukken bunu öğreniyoruz.Bir çocuk ne zaman mutsuz olsa herkes ona sempati duyar,sevecen olmaya çalışır ve daha fazla ilgi gösterir.Herkes seninle ilgileniyorsa önemli olursun.Bu durum da egoyu besler.Öte yandan mutlu olduğunda herkes seni kıskanır.Kıskançlık herkesin düşmanca tavır takınması ve dostça davranmaması anlamına gelir.Mutsuzsan kimse deli olduğunu düşünmez; coşku içinde dans ediyor ve neşeli kahkahalar aıyorsan herkes delirmiş olduğunu düşünür.

*Bu yüzden de daha küçük yaşlarda neşeli olmamayı, sevincimizi saklamayı ve gülmemeyi öğreniriz.

*Yaşam bir bardak çayı yudumlamak, bir dostla dedikodu yapmak, sabah yürüyüşe çıkmaktır..Ama illa belli bir yere doğru değil; amaçsız,son belirlemeden hareket etmektir.

*Beyin her zaman acıyı fark eder;mutluluğu etmez.Başın ağrımadığında başının iyi olduğunun farkına varmazsın.Bu andan itibaren iyi olmanın farkına var;keyfini çıkar.

*Asla maske takma.Öfkelenmek istediğinde öfkelen.Gülmek istiyorsan gül.Yavaş yavaş tüm mekanizmanın çalıştığını göreceksin.Öfkeyi bastırıp gülümsemeye çalışırsan ya da gülmek isterken kendini bastırırsan mekanizman alt üst olur.

*Bir gün canın hiç yemek çekmeyebilir, ama beynin yemezsen güçsüz kalacağını söyler.Bedenin yemek istemiyorsa onu dinlemek daha doğru olur.Aynı şey uyku için de geçerlidir.Uyuyor ve sabaha karşı 3te uyanıyorsan tekrar uykuya dalmak için kendini zorlamamalısın.Bedenin uyanık kalmak istiyorsa bırak..

*İştahsızlık bir işarettir.Beden ''yeme'' diyor ama sen zihninde günde en az üç öğün yemezsen güçsüz kalacağını sanıyorsun.O yüzden tıkınmaya devam ediyorsun ve aslında iştahın olmadığı halde sahte bir iştah yaratıyorsun.Yemeğe daha fazla baharat koyup iştah kabartıyorsun veya sevdiğin lokantaya gidiyorsun.Bedeni kandırmaya çalışıyorsun ama bu SAÇMA!

*Eğer içine kapanma ihtiyacı duyuyorsan kendini zorlama.İletişim kurmaya çabalama.Kendini açmak için uğraşma.Doğal olmak 24 saat açık olmak anlamına gelmez.Sen mucizeler dükkanı değilsin.Derler ki cennette bile melekler devamlı şarkı söylemez.

*Meditasyon konsantrasyon anlamına gelmez.Sadece farkındalıktır.Sadece rahatlar ve nefes alıp vermeni izlersin.Koşmak meditasyon olabilir.Dans etmek,yüzmek..ya da herhangi bir şey.Beden,akıl ve ruh uyum içinde birlikte hareket ediyorsa meditasyondur.Bunun için Hindistan'daki kamplara taşınmaya gerek yok.

*Yatağa sırt üstü uzan ve bedenini hisset..Dinle..Akışı hisset..Herhangi bir noktada gerilim varsa iletişim kur.Diyelim ki dizinde gerginlik var.Dizinle konuş.Onu rahatlatmaya çalış.Ama asla hastalıkla konuşma çünkü o senin parçan değil.O sana dışarıdan geldi.

*Beden bir tapınaktır; sana ev sahipliği yapar.Beden topraktan gelir;sen ise gökyüzünden geliyorsun.Senin içinde yer ve gök birleşiyor.

21 Kasım 2010 Pazar

Farkındalık (Osho)



Kitapta altını çizdiğim bazı cümleler:

*Ve gerçek hazineler gelecekte değildir, tam şimdi burdadır.
*Geçmiş için hiçbir zaman pişmanlık duyma! Anda yaşa.
*Geçmiş artık yoktur.Ölüdür.
*Geçmişle işini bitirmediğin sürece bir hayaletin hayatını yaşıyorsun.
*Gerçekte sadece tek bir günah vardır,o da farkında olmamaktır.İngilizcesi 'sin' olan günah sözcüğünün orjinali 'kaçırmak,orda olmamak' anlamına gelir.
*Eğer farkındaysan aşka düşemezsin;bu durumda aşka düşmek bir günahtır.Aşık olursun ama bu bir günah olmaz yükseliş gibi olur.
*Aşkta yükselen insanlar tamamen farklıdır.Onların artık rüyada olmadıklarını görebilirsin, onlar hakikatle yüzleşirler ve onun aracılığıyla gelişirler.
*Günahını anla ama suçluluk hissetme.
*Ne zaman kaçırdığını hissedersen geri gel, hepsi bu.Düşündüğün zaman sadece ne yapıyorsan ona geri gel.Duş alıyorsan geri gel;yemeğini yiyorsan geri gel;yürüyüşe çıkıyorsan geri gel.Şimdi burada olmadığını hissettiğinde basitçe,masum bir şekilde geri gel.Suçluluk yaratma.
*Unutma, ne kadar çok kaçırdığın değil ne kadar çok anımsayıp geri geldiğin önemlidir.
*Hiçbir problem ciddi değildir.Bunu söylediğin anda, problem neredeyse %99 çözülmüştür.
*Geçmişe yapışır ve onun bir hazine olduğunu düşünürsen elbette zihnin onu gelecekte tekrar tekrar yaşamak isteyecek.
*Yinelediğin her eylem ya da düşünce giderek daha çok güçlenir.
*Kimse seni kızdıramaz;kimse seni mutlu edemez.Kendi kendini mutlu ediyorsun, kendi kendini kızdırıyorsun ve kendi kendini üzüyorsun.Bunu fark etmediğin sürece bir köle olarak kalacaksın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...